Kategori: ELEKTRİK TEKNİK MAKALELER (Page 1 of 13)

Elektrik teknik makaleler: elektrik mühendisliği dünyasından en güncel teknik makaleler. Teori ile pratiği birleştiren derinlemesine analizler, akademik araştırmalar ve sektörel incelemeleri hemen okuyun. Profesyonel mühendislik çalışmaları ve elektrik teknik makaleler kütüphanesi. Güç sistemleri, otomasyon ve enerji üzerine yazılmış güncel teknik incelemelerle bilginizi tazeleyin. Elektrik mühendisliği literatürüne dair her şey! Yenilikçi çözümler, vaka çalışmaları ve teknik makaleler ile mühendislik vizyonunuzu küresel standartlarda geliştirin.

Jeneratör Seçimi: Yük Tipi, kVA ve Prime/Standby Sınıfını Doğru Belirlemek

Jeneratör Seçimi: Yük Tipi, kVA ve Prime/Standby Sınıfını Doğru Belirlemek

Jeneratör seçimi, çoğu projede “kaç kVA alalım?” sorusuna indirgenir ve tam da bu yüzden yanlış yapılır. Doğru jeneratör; yükün karakterine, çalışma rejimine (kaç saat, sabit mi değişken mi) ve kalkış anındaki geçici taleplere göre belirlenir. Anma gücü aynı olan iki makine, farklı yük profillerinde tamamen farklı davranır.

Bu yazıda kVA değerini sizin yerinize hesaplamayacağız; çünkü sahadaki asıl hata aritmetikte değil, yanlış anma sınıfı ve yetersiz kalkış payı seçiminde ortaya çıkıyor. Onun yerine bir seçim çerçevesi kuracağız: yük tipini nasıl sınıflandıracağınızı, ISO 8528-1’in prime/standby tanımlarının pratikte ne dediğini ve motor ağırlıklı yüklerde kalkış akımının makineyi neden zorladığını örnek bir yük tablosu üzerinden göstereceğiz.

Önce yükü tanıyın: kVA’yı belirleyen şey yük tipidir

Baskın yük tipine göre jeneratör seçim kararı ağacı
Seçimi sürekli güç değil, baskın yükün kalkış davranışı belirler.

Jeneratörün anma değeri kilovoltamper (kVA) cinsinden verilir; ancak yükleriniz genellikle kilovat (kW) olarak bilinir. İkisi arasındaki köprü güç faktörüdür. Ama asıl mesele bu çevrim değil, yükün karakteridir. Aynı 100 kW’lık üç farklı tesis, tamamen farklı jeneratör ister:

  • Dirençsel yükler (aydınlatma, ısıtıcı, rezistans): Güç faktörü 1’e yakındır, kalkış darbesi yoktur. Jeneratör için en “kolay” yüktür.
  • Motor ağırlıklı yükler (pompa, fan, kompresör, asansör): Doğrudan yol verme (DOL) anında anma akımının 6-8 katına varan kalkış akımı çeker. Jeneratörü boyutlandıran genellikle bu geçici darbedir, sürekli güç değil.
  • Elektronik/doğrusal olmayan yükler (Kesintisiz Güç Kaynağı yani UPS, doğrultucu, sürücü, LED sürücüleri): Harmonik akım üretir, alternatörü ısıtır ve gerilim dalga biçimini bozar. Genellikle ilave kapasite (oversize) gerektirir.

Bir tesiste bu üç grup karışık bulunur. Doğru yaklaşım her yükü grubuna göre listeleyip, hangi grubun jeneratörü sınırladığını görmektir. Aşağıdaki tablo bunun için örnek bir çerçevedir; kendi tesisiniz için faturadan/etiketlerden gerçek değerleri yerleştirin.

Örnek yük envanteri (sadece çerçeve — kendi değerlerinizi girin)

YükTipÖrnek güçGüç faktörüKalkış özelliği
Aydınlatma + prizDirençsel/karışık20 kW0,95Darbesiz
Klima santralleriMotor3 × 15 kW0,82DOL kalkışta ~6× akım
Yangın pompasıMotor30 kW0,85En büyük tek kalkış
UPS beslemesiElektronik40 kVAHarmonik + ilave pay

Bu tabloda dikkat edilmesi gereken satır yangın pompasıdır: en büyük tek motorun kalkış anındaki talebi, jeneratörün gerilimi tutabilmesi için sürekli yükten çok daha büyük bir anlık kapasite ister. Seçimde “toplam kW” değil, “en kötü kalkış senaryosu” belirleyicidir.

kVA ve kalkış payı: neden sürekli güce bakmak yeterli değil?

Jeneratörün seçtiğiniz anma gücü sürekli yükü rahat karşılasa bile, büyük bir motor doğrudan devreye girdiğinde alternatör kısa süreli bir gerilim çökmesi yaşar. Bu çökme çok derinse; kontaktörler bırakır, UPS bataryaya geçer, motor koruma röleleri açar. Yani jeneratör “yeterli güçte” olmasına rağmen tesis kararır.

Bu yüzden motor ağırlıklı tesislerde jeneratör, sürekli yükün üzerine kalkış payı eklenerek büyütülür. Bu payı küçültmenin en etkili yolu makineyi büyütmek değil, kalkış akımını kaynağında düşürmektir: yıldız-üçgen yol verici, yumuşak yol verici (soft starter) veya frekans dönüştürücü (sürücü) ile. Sürücü ve yol verici arasındaki tercih, motorun moment karakteristiğine bağlıdır; bu kararı asenkron motorda kayma ve moment üzerinden sürücü mü yol verici mi seçileceğini anlatan yazıda ayrıntılı ele aldık. Sürücü seçerken fren direnci ve kontrol tipi kararları için de motor sürücü seçimi rehberimizden yararlanabilirsiniz.

Pratik kural: motorların büyük çoğunluğu yumuşak yol verici veya sürücü ile kalkıyorsa, jeneratöre eklenecek kalkış payı belirgin şekilde azalır ve daha küçük bir makine yeterli olur. Tam tersine bütün büyük motorlar DOL kalkıyorsa, jeneratörü kalkış darbesine göre büyütmek zorunda kalırsınız — bu da sürekli çalışmada makineyi düşük yükte, verimsiz noktada tutar.

Prime mi Standby mi? ISO 8528-1 anma sınıfları

ISO 8528-1 ESP, PRP ve COP/LTP güç sınıflarının karşılaştırma kartları
Aynı makine farklı sınıflarda farklı kVA gösterir; teklifi hep aynı sınıfta karşılaştırın.

Katalogda gördüğünüz kVA değeri tek başına bir anlam ifade etmez; hangi anma sınıfına ait olduğu belirtilmelidir. Bu sınıflar uluslararası ISO 8528-1 standardında (Türkiye’de TS ISO 8528-1) tanımlanır. Standart, aynı makine için farklı çalışma rejimlerine karşılık gelen dört ayrı güç değeri verir:

  • ESP (Emergency Standby Power) — Acil Yedek Güç: Şebeke kesildiğinde devreye giren, değişken yüklü kullanım içindir. Standart, yıllık çalışma süresini tipik olarak 200 saatle sınırlar ve ortalama yükün anma değerinin %70’ini aşmamasını ister. Aşırı yüklenme (overload) izni yoktur. Bina/tesis yedek beslemesi için doğru sınıf budur.
  • PRP (Prime Running Power) — Sürekli Değişken Yük: Sınırsız saat çalışabilir, ancak yük değişkendir ve 24 saatlik ortalama yine %70 civarında tutulmalıdır. Standart, 12 saatte 1 saat için %10 aşırı yük payına izin verir. Şebekesi olmayan ya da uzun süre jeneratörle çalışan tesisler için uygundur.
  • COP (Continuous Operating Power) — Sürekli Sabit Yük: Sabit yükte, sınırsız saat çalışma içindir. Baz yük santralleri, sürekli aynı yükü besleyen uygulamalar buna girer.
  • LTP (Limited-Time Prime Power) — Sınırlı Süreli: Sabit yükte ama yılda sınırlı saat (tipik olarak 500 saat) çalışma içindir.

Buradaki en yaygın satın alma hatası, standby sınıfındaki bir makineyi prime rejimde çalıştırmaktır. Standby anma değeri, kısa süreli acil kullanım varsayımıyla verilir; aynı makineyi günün büyük kısmında yük altında çalıştırırsanız beyan edilen değere göre aşırı yüklenmiş olur, ömrü kısalır ve garanti kapsamı dışına çıkarsınız. Aynı fiziksel makinenin standby anma değeri, prime anma değerinden yaklaşık %10 daha yüksek gösterilir — yani “daha büyük kVA” değil, “daha kısa süreli kullanım” satın almış olursunuz.

Alternatör ve sınıflandırmada standartlar

Jeneratörün elektrik üreten kısmı olan alternatör, senkron makine olarak IEC 60034 (döner elektrik makineleri) serisine göre üretilir; yalıtım sınıfı (genellikle H sınıfı sargı, B sınıfı sıcaklık artışı), koruma sınıfı (IP) ve sıcaklık artış limitleri bu seriye dayanır. Seçim yaparken alternatörün yalıtım sınıfının, çalışacağı ortam sıcaklığına ve yük profiline uygun olduğundan emin olun; yüksek ortam sıcaklığında kapasite düşürme (derating) gerekir.

Özetle iki standart kümesi işinizi görür: mekanik/elektriksel güç anma sınıfları için ISO 8528-1, alternatörün elektriksel özellikleri için IEC 60034. Teklif alırken kVA değerinin hangi ISO 8528 sınıfına (ESP/PRP/COP/LTP) ve hangi güç faktörüne (tipik 0,8) göre verildiğini yazılı isteyin; farklı üreticilerin tekliflerini ancak aynı sınıfta karşılaştırabilirsiniz.

Saha uygulaması: sık yapılan hatalar

  • Toplam kW’yi jeneratör kVA’sı sanmak: kVA = kW / güç faktörü. Güç faktörünü ihmal etmek makineyi olduğundan büyük ya da küçük gösterir.
  • Kalkış senaryosunu göz ardı etmek: En büyük motor son devreye giren yük değilse (yani zaten yük varken kalkıyorsa) gerilim çökmesi daha ağırdır. Kalkış sıralamasını da tasarlayın.
  • Yükü kademeli devreye almamak: Otomatik transfer sonrası tüm yükün aynı anda binmesi, ısınmamış motoru zorlar. Yük kademelendirme (load sequencing) ile büyük yükleri geciktirin.
  • Aşırı boyutlandırma: “Ne olur ne olmaz” diye büyük makine almak, jeneratörü sürekli düşük yükte (örneğin %30 altında) çalıştırır. Dizel motorlarda düşük yükte uzun çalışma silindirde kurumlanmaya (wet stacking) yol açar; en az %30-40 yükte çalışacak şekilde seçim yapın.
  • UPS ve doğrusal olmayan yükü unutmak: UPS besleyen jeneratörlerde harmonikler ve UPS’in giriş güç faktörü nedeniyle ilave kapasite gerekir; alternatör bu yüzden büyütülür.

Seçim kontrol listesi

  1. Tüm yükleri tip (dirençsel / motor / elektronik) ve güç faktörüne göre listeleyin.
  2. En büyük tek motorun kalkış yöntemini (DOL / yumuşak yol verici / sürücü) belirleyin.
  3. Çalışma rejimini tanımlayın: acil yedek mi (standby), sürekli mi (prime).
  4. Rejime göre ISO 8528-1 sınıfını seçin (ESP / PRP / COP / LTP).
  5. Kalkış payını ekleyin; gerekiyorsa yol verme yöntemini değiştirerek payı düşürün.
  6. Ortam sıcaklığı/rakım için kapasite düşürme uygulayın.
  7. Teklifleri aynı güç faktörü ve aynı anma sınıfında karşılaştırın.

Yük envanterinizi çıkarıp doğru anma sınıfında jeneratör seçimi ve kalkış payı hesabı için proje ekibimizle iletişime geçin.

📩 jeneratör seçimi ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

OG Hücre Seçimi: Metal-Clad, GIS ve RMU Karşılaştırması

OG Hücre Seçimi: Metal-Clad, GIS ve RMU Karşılaştırması

Orta Gerilim (OG) tesislerde “hangi hücre tipi?” sorusu, çoğu zaman katalogdan tip seçmekten daha derin bir mühendislik kararıdır. Metal-clad, gaz yalıtımlı (GIS) ve halka şebeke ünitesi (RMU) hücreler; aynı anma gerilimini taşısalar da bakım felsefesi, kısa devre davranışı, ark güvenliği ve alan ihtiyacı bakımından birbirinden ayrışır. Bu yazıda üç tipi tanımlayıp bırakmıyoruz; yer, kısa devre dayanımı, süreklilik ve ark dayanıklılığı ölçütleriyle hangi durumda hangisinin seçileceğini karşılaştırıyoruz.

Kısa tanım şöyle: Metal-clad, kesicinin arabalı (çekmeceli) olduğu, faz-toprak ve fonksiyon bölmelerinin metal perdelerle ayrıldığı tam bölmeli hücredir. GIS (Gas-Insulated Switchgear — Gaz Yalıtımlı Salt Cihazı), aktif parçaların SF6 gazı dolu sızdırmaz bir tank içinde bulunduğu, hava yalıtımına göre çok daha kompakt yapıdır. RMU (Ring Main Unit — Halka Şebeke Ünitesi), dağıtım halkasını besleyen, genelde yük ayırıcı ve sigortalı/kesicili çıkışlardan oluşan kompakt ünitedir. Buradan sonrası seçim mühendisliğidir.

Seçimi belirleyen dört kriter

Hücre tipini isimlerine göre değil, dört fiziksel/işletme kriterine göre seçmek gerekir:

  1. Yer (alan ve hacim): Şehir içi bir indirici merkezde metrekare pahalıysa GIS öne çıkar; müstakil bir sanayi trafo binasında yer bolsa hava yalıtımlı metal-clad ekonomik kalır.
  2. Kısa devre dayanımı: Kısa süreli dayanma akımı (Icw) ve tepe akım (Ip) değerleri, hücrenin bağlanacağı baradaki arıza seviyesini karşılamalıdır.
  3. Bakım ve süreklilik: Bir bölmede çalışırken komşu fonksiyonların enerjili kalıp kalamayacağı, IEC 62271-200’deki servis sürekliliği sınıfı (LSC) ile tanımlanır.
  4. Ark dayanıklılığı: İç ark arızasında personelin ve tesisin korunma seviyesi, iç ark sınıfı (IAC) ile belgelenir.

Aşağıdaki bölümlerde bu dört kriter üzerinden karşılaştırma yapılmaktadır.

Üç tipin yan yana karşılaştırması

Metal-clad, GIS ve RMU hücrelerin özellik ve kullanım yeri karşılaştırma kartları
Üç OG hücre tipinin süreklilik, alan ve kullanım yeri açısından ayrımı

Üç hücre tipi arasındaki temel ayrım, yalıtım ortamı ve bölme mimarisidir. Bu ikisi doğrudan alan ihtiyacını, bakım sürekliliğini ve ark davranışını belirler.

Metal-clad

Kesici arabalıdır; bakım için tümüyle çekilip alınabilir, açık/test/servis konumları arasında güvenli mesafe oluşur. Ana bara, kablo bölmesi ve kesici bölmesi metal perdelerle ayrılmıştır. Bu mimari, IEC 62271-200’deki en yüksek süreklilik sınıfı olan LSC2B ve metalik bölmeleme (partition class PM) ile birlikte gelir: bir çıkış hücresinde bakım yapılırken ana bara ve diğer çıkışlar enerjide kalabilir. Yüksek kısa devre seviyeleri (tipik olarak 25-40 kA sınıfları) ve kritik süreklilik gerektiren indirici merkezlerin, büyük sanayi ana dağıtımlarının doğal seçimidir.

GIS (Gaz Yalıtımlı)

Aktif parçalar SF6 dolu, kapalı basınç sistemi içindedir. Yalıtım mesafeleri gazla küçüldüğü için hücre hacmi hava yalıtımlı eşdeğerine göre belirgin biçimde düşer; şehir içi, bodrum kat, deniz kenarı gibi alanın pahalı veya ortam koşullarının zorlayıcı (nem, tuz, kirlilik) olduğu yerlerde avantaj sağlar. Sızdırmaz gaz bölmesi dış ortamdan etkilenmediği için IP koruma ve kirlilik dayanımı yüksektir. Dezavantaj tarafında SF6, yüksek küresel ısınma potansiyeline (GWP) sahip bir gazdır; gaz izleme, sızıntı yönetimi ve kullanım ömrü sonu bertarafı işletme sorumluluğu getirir. Bu nedenle yeni projelerde alternatif yalıtım gazlı hücreler de değerlendirilmektedir.

RMU (Halka Şebeke Ünitesi)

Dağıtım seviyesinde, iki halka besleme (giriş-çıkış) yük ayırıcısı ve bir trafo koruma çıkışından (sigortalı yük ayırıcı veya kesici) oluşan kompakt bir üründür. Çoğunlukla SF6 veya katı yalıtımlı, sızdırmaz bir tank içindedir ve bakımsız kabul edilir. Metal-clad’e göre süreklilik sınıfı ve bölmeleme daha zayıftır (tipik LSC1 veya sınırlı LSC2); ancak halka mimarisi sayesinde bir noktadaki arızada besleme diğer yönden devam ettirilebilir. Dağıtım trafo binalarının, sekonder dağıtım noktalarının ekonomik ve yer tutmayan çözümüdür.

Kısa devre dayanımı: katalog değeri ile gerçek arıza

20 kA anma değerli hücrenin gerçek açma süresi ve tepe akım hesap adımları
Icw tek başına yeterli değildir; açma süresi termal, tepe akım mekanik zorlanmayı belirler

Hücre seçiminde en sık atlanan konu, kısa süreli dayanma akımının (Icw) doğru okunmasıdır. Katalogda “20 kA / 1 s” yazması, hücrenin 1 saniye boyunca 20 kA’yı termal olarak taşıyabileceği anlamına gelir. Koruma sisteminizin açma süresi farklıysa, izin verilen akım da değişir çünkü termal zorlanma I²t sabitiyle yürür.

Ayrıca dinamik (mekanik) zorlanma ayrı bir kriterdir: kısa devrenin ilk yarım periyodundaki tepe akım (Ip), baraları ve mesnetleri mekanik olarak zorlar. IEC’ye göre 50 Hz sistemlerde tepe çarpanı genellikle 2,5 alınır.

Aşağıdaki hesap merdiveni, 20 kA / 1 s anma değerli bir hücrenin 0,5 s’lik gerçek açma süresinde neye izin verdiğini ve tepe akım gereksinimini göstermektedir.

Ark dayanıklılığı (IAC): can güvenliğinin belgesi

İç ark, hücre içinde faz-faz veya faz-toprak bir kısa devre yayı oluşmasıdır; saniyenin altında basınç ve sıcaklık dalgası üretir. IEC 62271-200 buna karşı İç Ark Sınıflandırması (IAC) tanımlar. Etiketteki IAC AFLR 20 kA 1 s ifadesi şöyle okunur:

  • A: yetkili personelin erişimine göre test edilmiş (accessibility type A),
  • F/L/R: korunan yüzler — F ön (front), L yan (lateral), R arka (rear),
  • 20 kA 1 s: arkın hangi akım ve sürede sınandığı.

Pratikte anlamı: bir iç ark olursa, hücre basınç bacası (basınç tahliye kanalı) ile enerjiyi kontrollü şekilde yukarı/dışarı atar, operatörün durduğu ön yüzden kızgın gaz püskürmez. Metal-clad hücrelerde tam bölmeleme sayesinde ark tek bölmede sınırlanır; GIS’te ark zaten sızdırmaz metal tank içinde kalır (dış ortama açık ark riski çok düşüktür); RMU’da ise IAC sınıfı ürüne göre değişir, bu yüzden dağıtım binalarında da IAC belgeli ürün seçilmelidir. Basınç tahliye kanalının yönü ve kablo binasının tavan yüksekliği, IAC belgesinin geçerli olması için proje aşamasında mutlaka doğrulanmalıdır — çoğu saha hatası buradan çıkar.

Standart tarafı: IEC 62271-200 ne diyor

Üç tipin de bağlı olduğu temel standart IEC 62271-200 (Türkçe karşılığı TS EN 62271-200): 1 kV ile 52 kV arası metal muhafazalı AC salt cihazları kapsar. Bu standardın pratikte iş yapan üç sınıflandırması vardır:

  • LSC (Loss of Service Continuity — servis sürekliliği sınıfı): LSC1’de bir bölmeye erişmek için komşu bölmenin de enerjisiz bırakılması gerekebilir; LSC2B‘de ise kablo ve kesici bölmesine erişilirken ana bara ve diğer çıkışlar enerjide kalır. Kesintisiz işletme isteyen tesis LSC2B ister.
  • Partition Class (bölmeleme sınıfı): PM metalik bölmeleme (metal perdeler, topraklanabilir), PI yalıtkan bölmelemedir. Metal-clad tanımı gereği PM’dir.
  • IAC (iç ark sınıfı): yukarıda açıklandı; kişi güvenliğini belgeler.

Kesicilerin kendisi ayrıca IEC 62271-100 (yüksek gerilim AC devre kesicileri) ve ortak kurallar için IEC 62271-1 kapsamındadır. Şartname yazarken “OG hücre, IEC 62271-200 uyumlu” demek yeterli değildir; LSC sınıfı, partition class ve IAC değeri sayısal olarak şartnameye girmelidir. Aksi halde tedarikçi en düşük sınıfı teklif eder ve teknik olarak “standarda uygun” kalır.

Güç sisteminin arıza seviyesi ve topraklama düzeni, hücre seçiminden önce netleşmelidir; bu konuda OG tesislerde topraklama ve nötr noktası uygulamalarını ele aldığımız yazıya göz atmanızı öneririz.

Karar akışı: hangi kriter neyi eler

OG hücre tipi seçimi için süreklilik, alan ve arıza seviyesine dayalı karar ağacı
Süreklilik ihtiyacı ana dallanmayı belirler; alan ve işletme kapasitesi son seçimi yapar

Seçim sırası genelde şöyle işler:

  1. Arıza seviyesini belirleyin. Baradaki kısa devre akımı, hücrenin Icw ve Ip değerini alttan sınırlar. 40 kA sınıfı bir ihtiyaçta RMU çoğu zaman elenir.
  2. Süreklilik ihtiyacını sorun. Bakım sırasında hattın enerjide kalması şartsa LSC2B → metal-clad.
  3. Alanı ölçün. Yer dar ve pahalıysa GIS; bol ve ekonomikse hava yalıtımlı metal-clad.
  4. İşletme kapasitesini değerlendirin. SF6 gaz yönetimi yapamayacak bir işletme için bakımsız RMU veya alternatif yalıtımlı ürün mantıklıdır.

Aşağıdaki karar ağacı, bu akışın en kritik dallanmasını özetlemektedir.

Sahada sık yapılan hatalar

  • IAC sınıfını yazıp basınç kanalını unutmak: Hücre IAC AFLR belgeli olsa da, bina tavanı alçaksa veya tahliye kanalı yoksa iç ark enerjisi güvenli atılamaz. Belge, montaj koşulu sağlanmazsa geçersizdir.
  • Icw’yi açma süresinden bağımsız okumak: Koruma koordinasyonu yavaşsa (örneğin selektivite için gecikmeli açma), “1 s” değeri yetmeyebilir; termal zorlanma süreyle artar.
  • RMU’yu her yere koymak: Ekonomik diye kritik süreklilik gereken ana dağıtıma RMU koymak, ileride bakım kesintisi ve genişleme kısıtı olarak geri döner.
  • GIS’te gaz izlemeyi ihmal etmek: Basınç/yoğunluk göstergesi olmayan ya da izlenmeyen bir GIS, yalıtım güvencesini yitirir. Yoğunluk rölesi alarm ve kilitleme fonksiyonuyla devreye alınmalıdır.
  • Genişleme payı bırakmamak: Metal-clad ve modüler GIS sistemlerinde ilerideki çıkış hücreleri için bara uzatma payı planlanmazsa, büyüme aşamasında tüm pano yenilenmek zorunda kalır.

Hücre besleme trafosunun anma gücü ve kısa devre empedansı, bara arıza seviyesini doğrudan belirler; doğru Icw seçimi için OG/AG dağıtım trafosu seçimi yazımızdaki empedans ve kısa devre bölümünü de değerlendirmenizi öneririz.

Özet

Metal-clad, GIS ve RMU aynı işi yapan üç “kutu” değildir; süreklilik, kısa devre, alan ve bakım ekseninde farklı noktalarda konumlanır. Kritik süreklilik ve yüksek kısa devre → metal-clad (LSC2B, PM). Dar alan ve zorlu ortam → GIS. Ekonomik sekonder dağıtım halkası → RMU. Her üçünde de şartnameye Icw/Ip, LSC sınıfı, partition class ve IAC değerini sayısal yazmak, sonradan telafisi pahalı olan seçim hatalarını baştan önler.


OG hücre şartnamenizde Icw, LSC ve IAC sınıflarının projenize uygun belirlenmesi için mühendislik ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

📩 og hücre ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

Kaçak Akım Rölesi Seçimi: 30/300 mA Eşiği ve A/AC/B Tip Kararı

Kaçak Akım Rölesi Seçimi: 30/300 mA Eşiği ve A/AC/B Tip Kararı

Kaçak akım rölesi (artık akım cihazı, İngilizce Residual Current Device, RCD), faz ve nötr üzerinden geçen akımların vektörel toplamını izler. Sağlıklı bir devrede giden akım dönen akıma eşittir; toplam sıfırdır. Toprağa bir kaçak (insan teması ya da yalıtım bozulması) oluştuğunda bu denge bozulur ve fark akımı anma artık akımını (IΔn) aştığında röle açar. Buraya kadarki kısım tanımdır ve zaten bilinir.

Sahada asıl sorun tanım değil, hangi eşiği ve hangi dalga tipini seçeceğinizdir. Yanlış eşik ya insanı korumaz ya da tesisi durmadan karanlığa gömer; yanlış dalga tipi ise röleyi bugünün elektroniği karşısında kör bırakır. Bu yazı, seçimi devre tipi ve istenmeyen açma riskiyle karşılaştırarak kurar.

30 mA mı, 300 mA mı? Eşik seçimi

Eşik seçimi bir güvenlik felsefesi kararıdır: can güvenliği mi, yoksa mal/yangın güvenliği mi öndedir?

  • 30 mA — İlave (ek) koruma sınıfıdır. Amaç doğrudan insan temasında ölümcül kalp fibrilasyonunu önlemektir. IEC 60364-4-41, prizli devrelerde (32 A’e kadar), banyo/ıslak hacim, dış mekân ve son kullanıcının erişebildiği devrelerde 30 mA’lık ilave korumayı talep eder. İnsan teması olan her yerde varsayılan seçim budur.
  • 300 mA (ya da 100 mA) — Yangın koruması ve ana besleme seçiciliği içindir. 300 mA seviyesi, yalıtım kaçaklarının kablo/pano içinde ısınma ve ark yangınına dönüşmesini engeller; insanı doğrudan korumaz. Genellikle bina ana girişinde ya da dağıtım kademesinde, S tipi (gecikmeli/seçici) olarak kullanılır.

Burada 500 mA gibi bir değeri değil, 50 V dokunma gerilimi sınırının dayattığı topraklama direnci ilişkisini de gözden kaçırmamak gerekir; buna aşağıda hesapla değineceğiz.

Seçicilik: neden tek röle yetmez

Bir binada tek bir 30 mA röle her devreyi beslerse, herhangi bir devredeki küçük bir kaçak tüm tesisi karartır. Doğru mimari kademelidir: ana girişte 300 mA S tipi (seçici, zaman gecikmeli), alt kademede prizli devrelerde 30 mA anlık tip. Alt röle arızayı yerinde açar, üst röle atmaz. Seçicilik için üst kademenin eşiği alt kademenin en az 3 katı ve S tipi olmalıdır.

Dalga tipi: AC / A / F / B

Dört dalga tipinin algılama kapsamı ve uygulama alanlarını gösteren karşılaştırma
Eşik doğru olsa da yanlış dalga tipi röleyi kör bırakır.

Eşiği doğru seçseniz bile, röle kaçağın dalga biçimini görebilmelidir. Modern yükler (anahtarlamalı güç kaynakları, sürücüler, LED sürücüleri, invertörler) artık akımı saf sinüs değil, darbeli ya da düz DC bileşenli üretir. Yanlış tip röle bu akımı ölçemez ve kaçak olmasına rağmen açmaz — sessiz ve tehlikeli bir arıza.

!Kaçak akım rölesi dalga tipi karşılaştırması

  • AC tipi: Yalnızca sinüzoidal alternatif artık akımı algılar. Bugünkü elektronik yüklü tesislerde yeni kurulumda önerilmez; birçok ülke fiilen sınırlamıştır.
  • A tipi: Sinüzoidal AC’ye ek olarak darbeli doğru akım (DC) bileşenini de algılar. Ev, ofis ve genel priz devrelerinde standart ve doğru varsayılandır.
  • F tipi: A tipinin kapsadıklarına ek olarak karışık frekanslı artık akımları görür. Tek fazlı frekans sürücüsü besleyen çamaşır/klima gibi devreler için uygundur.
  • B tipi: Düz (yumuşak) DC artık akımı dahil tüm biçimleri algılar. Üç fazlı frekans sürücüleri, elektrikli araç şarj üniteleri ve güneş enerjisi (GES) invertörleri için zorunlu olabilir.

Üç fazlı motor sürücülü bir tesiste A tipi röle takarsanız, sürücünün doğrultucu katından gelen düz DC kaçak röleyi doyurur ve A tipini kör eder — yani başka bir AC kaçak gelse bile açmayabilir. Sürücü seçiminin kendisi bu kararı doğrudan etkiler; sürücü tipi ve kontrol yapısı için motor sürücü seçiminde moment ve kontrol tipi kararını inceleyebilirsiniz.

Dalga tipi seçim kuralı (özet)

DevreÖnerilen tip
Priz, aydınlatma, genel AC yükA tipi, 30 mA
Islak hacim / dış mekânA tipi, 30 mA
Tek fazlı sürücülü cihazF tipi, 30 mA
Üç fazlı sürücü / EV şarj / GES invertörB tipi (eşik uygulamaya göre)
Bina ana giriş / yangın korumaAC ya da A, 300 mA S tipi

Eşik kararı için karar ağacı

Devre türüne göre 30 mA ve 300 mA eşik seçimini gösteren karar ağacı
Eşik, can güvenliği ile mal/yangın güvenliği ayrımına göre seçilir.

!Devre tipine göre eşik seçimi

Hesap: dokunma gerilimi eşiği topraklamayı zorlar

30 mA ve 300 mA rölelerin gerektirdiği azami topraklama direncini gösteren hesap merdiveni
Düşük eşik, topraklama direnci koşulunu rahatlatır; 300 mA can güvenliği için değildir.

Eşik seçimi topraklama direnciyle bağlıdır. TT sistemde koşul şudur: arıza anında oluşan dokunma gerilimi (UL) güvenli sınırı aşmamalıdır.

Kuru ortamda sınır 50 V kabul edilir. Röle açana kadar topraklama direncinde düşecek gerilim IΔn × RA olduğundan, izin verilen en büyük topraklama direnci RA ≤ UL / IΔn olur.

!Eşiğe göre azami topraklama direnci

Görüldüğü gibi 30 mA’lık röle 50 V sınırını 1667 Ω gibi rahat bir topraklama direnciyle sağlar; pratikte her toprak elektrodu bunu tutar. Oysa 300 mA’lık bir röleyle aynı can güvenliği hedefini tutturmak için topraklama direncinin 167 Ω’un altında olması gerekir. Bu yüzden 300 mA röle insanı korumak için değil, yangın ve mal güvenliği için kullanılır; can güvenliğini 30 mA’lık alt kademeye bırakırsınız.

İstenmeyen açma (nuisance tripping) ve arıza teşhisi

Sahadaki en yaygın şikâyet rölenin “sebepsiz” atmasıdır. Sebepsiz açma yoktur; role gerçek bir fark akımı gördüğü için açar. Kaynağı bulmak gerekir.

Kaçırma akımı birikmesi

Her elektronik cihazın giriş filtresinden toprağa doğal bir kaçırma akımı akar (tipik olarak cihaz başına birkaç mA). Bir 30 mA röle altında çok sayıda bilgisayar, sunucu ya da sürücü toplanırsa, bu daimî kaçırma akımı toplamı açma eşiğine yaklaşır. Pratik kural, normal işletmede toplam kaçırma akımının IΔn’in en fazla %30’u kadar olmasıdır; yani 30 mA röle için ~9 mA. Bunu aşan devrelerde çözüm röleyi iptal etmek değil, yükü birden fazla röleye bölmek ya da uygun eşikte kademeleme yapmaktır.

Teşhis adımları

  1. Ne zaman atıyor? Sürekli mi, belirli bir cihaz devreye girince mi, yağmurda/nemde mi? Nemde açma büyük olasılıkla dış mekân buatı ya da yeraltı kablosunda yalıtım kaçağıdır.
  2. Yük ayırma: Tüm alt devreleri açın, röleyi kurun, devreleri tek tek yükleyin. Röle hangi devrede atıyorsa kaçak orada.
  3. Nötr-toprak karışması: Alt panoda yanlışlıkla nötrün toprakla köprülenmesi (özellikle TN-S sistemde) sürekli fark akımı üretir ve rölenin en sık atma nedenlerindendir. Pano bağlantısını gözden geçirin; pano içi ayrım ve bara düzeni için elektrik panosu seçimi ve saha uygulaması rehberimize bakabilirsiniz.
  4. Yanlış dalga tipi: Sürücülü bir devrede A tipi röle takılıysa, sürücü çalışırken DC bileşen röleyi ya kilitler ya da düzensiz açar. Çözüm F ya da B tipine geçmektir.
  5. Test tuşu ≠ gerçek test: Rölenin üzerindeki T tuşu yalnızca mekanizmanın açtığını gösterir; gerçek açma eşiğini ve süresini ölçmez. Periyodik olarak kaçak akım test cihazıyla açma akımı ve süresi ölçülmelidir.

Röle açmıyorsa

Açmama, atmadan daha tehlikelidir çünkü koruma yok sanılır. Nedenleri: yanlış (yetersiz) dalga tipi seçimi, mekanizma yapışması (yıllarca hiç test edilmemiş röle), yanlış bağlantı (yükün nötrünü röle dışından almak) ya da eşiğin devre için fazla yüksek seçilmiş olması. Kurulumdan sonra ve periyodik olarak gerçek açma testi şarttır.

Standartlar ve pratikte anlamı

  • IEC 60364-4-41 (alçak gerilim tesislerinde elektrik çarpmasına karşı koruma): Prizli devrelerde ve son kullanıcı erişimli noktalarda 30 mA ilave korumayı talep eder. Pratikte: priz kolonuna 30 mA takmıyorsanız tesis bu maddeye aykırıdır.
  • TS EN 61008 (RCCB — kaçak akım koruma anahtarları) ve TS EN 61009 (RCBO — aşırı akım korumalı kaçak akım anahtarı): Cihazın kendi yapısal ve performans şartlarını tanımlar. Pratikte: etikette bu standart yoksa cihazın açma karakteristiği garanti değildir.
  • IEC 62423 / TS EN 62423: A, F ve B tipi rölelerin tanım ve deney şartlarını verir. Pratikte: “B tipi” ibaresi bu standarda göre belgeliyse gerçekten düz DC kaçağı algılar; belgesiz “B benzeri” ürünler algılamayabilir.

Standartların ortak mesajı nettir: eşik can/mal ayrımına göre, dalga tipi ise yükün ürettiği kaçak biçimine göre seçilir. İkisinden birini atlarsanız koruma kâğıt üzerinde kalır.


Tesisiniz için eşik, dalga tipi ve seçicilik kademesini birlikte planlamak isterseniz proje ekibimizle iletişime geçin.

📩 kaçak akım rölesi ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

Güneş Paneli Seçimi: Mono/Poli/Bifacial Verimini Kurulum Kararına Bağlamak

Güneş Paneli Seçimi: Mono/Poli/Bifacial Verimini Kurulum Kararına Bağlamak

Güneş paneli seçimi, saha koşullarını okumadan katalog verimi karşılaştırmakla olmaz. Monokristal (mono PERC), polikristal (poli) ve çift yüzlü (bifacial) paneller; laboratuvar koşulunda (STC) benzer görünse de, çatıda ya da arazide gerçek sıcaklık, gölgelenme ve zemin yansıması altında birbirinden ciddi biçimde ayrışır. Bu yazıda panel tipini bir tanım olarak değil, doğrudan bir kurulum ve invertör eşleştirme kararı olarak ele alıyoruz.

Kısa tanım şart: mono panel tek kristalli hücreden üretilir, en yüksek verimi ve en iyi sıcaklık davranışını verir; poli çok kristalli yapıdadır, birim maliyeti düşüktür ama verimi geride kalır; bifacial ise arka yüzeyden de üretim yapar ve zemin yansımasından (albedo) ek kazanç sağlar. Buradan ötesi artık seçim, hesap ve standart meselesidir.

Panel Tipi Seçimi: Hangi Koşulda Hangisi

Üç panel tipinin seçim kriterlerine göre karşılaştırma tablosu
Panel tipi seçimi STC verimine değil, saha koşulu ve sıcaklık davranışına göre yapılır.

Seçim kararını üç değişken belirler: kullanılabilir alan, çatı/arazi tipi ve bütçe geri dönüş ufku. Alan kısıtlıysa (küçük çatı, sınırlı ruhsatlı kW) yüksek verimli mono PERC ile aynı alandan daha çok güç çekilir. Alan bol ve zemin açıkken bifacial arka yüz kazancıyla öne geçer.

  • Mono PERC: m² başına en yüksek güç yoğunluğu. Çatı GES’lerinin varsayılan tercihi. Sıcaklık katsayısı poliden daha iyidir (tipik −%0,34…−%0,35/°C).
  • Poli: Alanın bol, bütçenin baskın olduğu ölçekli tarla kurulumlarında hâlâ görülür; ancak yeni projelerde payı hızla düşmektedir. Sıcaklık katsayısı tipik −%0,39…−%0,40/°C ile daha kötüdür, yani sıcakta daha çok kaybeder.
  • Bifacial (çift cam / mono PERC hücre): Yüksek albedolu zeminde (açık renk çakıl, beyaz membran, kar) arka yüzden %5–25 arası bifacial kazanç verir. Ancak bu kazanç, montaj yüksekliği ve zemin yansımasına bağlıdır; düşük yükseklikte ve koyu zeminde beklenen kazanç gerçekleşmez.

Seçimde tek başına STC verimine bakmak en sık yapılan hatadır. İki panel STC’de aynı watt değerini verse bile, sıcak bir yaz gününde daha iyi sıcaklık katsayısına sahip olan panel daha çok enerji üretir. Bu yüzden karşılaştırma STC’de değil, çalışma sıcaklığında yapılmalıdır.

Sıcaklık Kaybı: Katalog Wattı ile Sahadaki Güç Farkı

550 W panelin sıcak günde 473 W efektif güce düşmesini gösteren hesap adımları
Etiket wattı 25 °C’ye göredir; sıcak günde panel anma gücünün altında çalışır.

Panelin etiketindeki güç, 25 °C hücre sıcaklığında ölçülür. Sahada hücre sıcaklığı yaz öğlesinde rahatça 60–70 °C’ye çıkar ve güç bu değere göre düşer. Doğru panel seçimi bu kaybı hesaba katmayı gerektirir.

Hücre sıcaklığını NOCT (nominal çalışma sıcaklığı) üzerinden yaklaşık hesaplarsak: NOCT = 45 °C, ortam 40 °C ve ışınım 800 W/m² için hücre sıcaklığı 65 °C çıkar. STC referansı 25 °C olduğundan sıcaklık farkı 40 °C‘dir. Mono PERC için −%0,35/°C katsayısıyla bu, −%14 güç kaybı demektir. 550 W anma değerindeki bir panel, bu koşulda yalnızca 473 W efektif güç verir.

Aynı koşulda −%0,40/°C katsayılı bir poli panel −%16 kaybeder. İki panel etikette aynı olsa bile sıcakta mono PERC daha az kaybettiği için tercih edilir. Bu farkı görmeden yapılan seçim, sistemi yılın en verimli saatlerinde eksik boyutlandırır.

Panel-İnvertör Uyumu: Etiket Değil Sıcaklık Penceresi

Panel seçildikten sonra kritik adım, panelin gerilim penceresinin invertörün MPPT (maksimum güç noktası izleyici) aralığına oturmasıdır. Burada iki tuzak vardır:

  1. Soğukta açık devre gerilimi (Voc) yükselir. En düşük ortam sıcaklığında string açık devre gerilimi, invertörün maksimum Doğru Akım (DC) giriş gerilimini aşmamalıdır; aşarsa invertör hasar görür.
  2. Sıcakta maksimum güç noktası gerilimi (Vmp) düşer. En yüksek sıcaklıkta string gerilimi MPPT alt sınırının altına inerse invertör üretim yapamaz.

Seri panel sayısı bu iki uçtan sıkışan bir aralığa yerleştirilir. Bu sıcaklık düzeltmeli seri panel sayısı ve MPPT eşleştirmesini adım adım işlediğimiz GES string hesabı: sıcaklık düzeltmeli seri panel sayısı ve MPPT eşleştirme yazısında tüm formüllerle bulabilirsiniz.

Bifacial panel seçtiyseniz uyum hesabında ek bir nokta vardır: arka yüz kazancı kısa devre akımını (Isc) yükseltir. İnvertörün maksimum DC giriş akımı ve string sigortası bu artışa göre seçilmelidir. DC tarafı akım ve gerilim düşümü boyutlandırmasını GES DC sigorta seçimi: kesit, gerilim düşümü ve parafudr hesabı yazısında ele aldık.

DC/AC oranı (kapasite oranı)

Panel gücünün invertör anma gücüne oranı tipik olarak 1,1–1,3 arasında seçilir. Sabah/akşam ve bulutlu saatlerde panel zaten anma gücünün altında çalıştığı için, invertörü panel gücünün biraz altında seçmek (aşırı boyutlandırma) yıllık üretimi artırır. Bu oran 1,3’ün üzerine çıkarılırsa öğle tepe saatlerinde invertör güç sınırlaması (clipping) yapar ve enerji kesilir; bifacial panelde arka yüz kazancı tepe gücü daha da yükselttiği için bu oran daha ihtiyatlı seçilmelidir.

Bifacial Kurulumda Saha Pratiği

Bifacial kazancı bir katalog vaadi değil, montaj sonucudur. Sahada dikkat edilmesi gerekenler:

  • Montaj yüksekliği: Panel alt kenarı zeminden ne kadar yüksekse arka yüz o kadar homojen ışınım alır. Alçak montajda arka yüz kazancı ciddi düşer.
  • Zemin yansıması (albedo): Koyu asfalt/toprak %10 civarı yansıtırken, açık çakıl veya beyaz membran %40–60 yansıtır. Zemini seçemiyorsanız beklenen bifacial kazancı düşük varsayın.
  • Arka yüz gölgeleme: Taşıyıcı profiller, kablo kanalları ve montaj kirişleri arka yüzü gölgeler. Gölgelenen alan doğrudan üretim kaybıdır; tasarımda arka yüz açıklığı korunmalıdır.
  • Sıra arası mesafe: Bifacialde sıralar arası açıklık hem ön yüz gölgelenmesini hem de arka yüz yansımasını etkiler; standart tek yüzlü yerleşim şablonu bifaciale doğrudan kopyalanmaz.

Standartlar: Panel Sertifikasının Pratikteki Anlamı

Panel seçiminde etiket wattı kadar sertifikalar da bağlayıcıdır. Türkiye’de ve uluslararası projelerde aranan başlıca standartlar:

  • IEC 61215: Kristal silisyum modüllerin tasarım nitelendirme ve tip onayı. Pratikte panelin termal döngü, nem-donma, mekanik yük testlerinden geçtiğinin kanıtıdır. Bu sertifikası olmayan panel, çatıda birkaç sezon sonra delaminasyon ve mikroçatlak riski taşır.
  • IEC 61730 (Bölüm 1-2): Modül güvenlik nitelendirmesi. Elektriksel yalıtım, erişilebilir gerilimli parça ve yangın davranışını tanımlar. Sistem gerilim sınıfı (1000 V / 1500 V DC) bu sertifika üzerinden doğrulanır; invertör 1500 V ise panel de 1500 V sınıfı sertifikalı olmalıdır.
  • IEC 61701: Tuz sisi korozyon testi. Deniz kıyısı kurulumlarında (ör. Ege, Akdeniz sahil GES’leri) çerçeve ve bağlantı korozyonunu sınırlar. Kıyı projesinde bu sertifikayı şart koşmak arıza oranını doğrudan düşürür.
  • IEC 60364-7-712: Fotovoltaik güç kaynağı sistemlerinin elektrik tesisatı kuralları. DC tarafı topraklama, koruma ve kablolama gereklerini belirler; panel seçiminden çok kurulumu bağlar ama panel gerilim sınıfıyla doğrudan ilişkilidir.

Seçim yaparken bir panelin yalnızca yüksek verimli olması yetmez; hedef sahaya uygun sertifika setine sahip olması gerekir. Kıyı kurulumunda IEC 61701, yüksek gerilimli stringlerde IEC 61730’un 1500 V sınıfı belirleyicidir.

Seçim Sırasında Sık Yapılan Hatalar

  • STC verimine bakıp sıcaklık katsayısını atlamak — sıcak iklimde yanlış panel seçtirir.
  • Bifacial kazancı garanti sayıp montaj yüksekliği ve albedoyu hesaba katmamak.
  • Panel Voc’sini en düşük ortam sıcaklığına göre düzeltmeden invertöre bağlamak.
  • DC/AC oranını bifacialde tek yüzlü panel gibi seçip öğle saatinde clipping’e girmek.
  • Kıyı projesinde tuz sisi sertifikası (IEC 61701) aramamak.

Doğru panel seçimi; verim, sıcaklık davranışı, invertör penceresi ve sertifikanın birlikte değerlendirilmesidir. Tek bir katalog rakamı üzerinden karar veren proje, ömrü boyunca eksik üretimle çalışır.


GES projeniz için panel tipi, invertör eşleştirmesi ve sertifika seçiminde net bir karar mı gerekiyor? Proje detaylarınızı iletin, birlikte değerlendirelim.

📩 güneş paneli seçimi ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

Kuru Tip Trafo mu Yağlı Tip mi? Yangın Yükü, Verim ve Montaja Göre Seçim

Kuru Tip Trafo mu Yağlı Tip mi? Yangın Yükü, Verim ve Montaja Göre Seçim

Dağıtım trafosu seçiminde asıl soru “trafo nedir” değildir; trafonun ne olduğunu zaten biliyorsunuz. Asıl soru şudur: aynı gücü verecek iki teknolojiden hangisi bu binaya, bu yangın yüküne ve bu işletme profiline uyar? Kuru tip (döküm reçine yalıtımlı) trafo ile yağlı tip (mineral yağ veya ester sıvı yalıtımlı) trafo arasındaki tercih; yangın güvenliği, montaj yeri, bakım rejimi ve yıllık kayıp enerjisi kalemlerinin birlikte tartılmasıyla verilir.

Bu yazıda tanımı bir kenara bırakıp doğrudan karar tablosuna giriyoruz: hangi kriter hangi teknolojiyi öne çıkarır, TS EN 60076-11’in yangın/çevre sınıfları pratikte ne dayatır, ve verim farkı işletme boyunca ne kadar enerjiye mal olur.

Seçimi Belirleyen Dört Kriter

İki teknolojiyi kağıt üstünde değil, sahadaki dört kararla ayırırız:

  1. Yangın yükü ve konum: Trafo yanıcı bir sıvı barındırıyor mu? Bina içi, alışveriş merkezi, hastane, yüksek kat, halka açık hacim gibi yerlerde yanma davranışı belirleyicidir.
  2. Montaj yeri (iç/dış): Dış sahada köşk/beton hücre mi, yoksa bina içinde trafo odası mı? Nem, toz, deniz etkisi ve havalandırma koşulları teknoloji seçer.
  3. Bakım rejimi: Periyodik yağ analizi, yağ seviyesi, silikajel takibi yapılabilecek mi, yoksa “kur–unut” bir işletme mi isteniyor?
  4. Verim sınıfı ve kayıp enerjisi: Yüksüz (demir) ve yüklü (bakır) kayıplar, trafonun ömrü boyunca ödenen elektrik faturasının sabit bir kalemidir.

Bu kriterleri sırayla açalım.

1) Yangın yükü: kuru tipin en güçlü argümanı

Mineral yağlı bir trafo, içinde yüzlerce litre yanıcı sıvı taşır; mineral yağın yangın noktası tipik olarak 160 °C mertebesindedir. Bu nedenle yağlı trafo bina içine girdiğinde yangın duvarı, yağ toplama çukuru (drenaj/havuz) ve gerektiğinde otomatik söndürme gibi ek yapısal önlemler zorunlu hâle gelir.

Kuru tip trafo yanıcı sıvı içermez. Döküm reçine sargılar kendiliğinden sönme özelliği taşıyacak biçimde sınıflandırılır. Bu yüzden hastane, AVM, havalimanı, yüksek yapı, tünel, metro gibi insanın yoğun ve yangın kaçışının kritik olduğu hacimlerde kuru tip tercih edilir. Ester sıvı yalıtımlı (K sınıfı) yağlı trafolar ise yağlı olmanın verim avantajını korurken yangın noktasını 300 °C üzerine çıkarır ve iç mekân için mineral yağa göre çok daha güvenli bir ara çözüm sunar.

2) Montaj yeri ve çevre koşulları

Dış sahada, beton köşk içinde veya kompakt hücrede yağlı trafo hâlâ en yaygın ve en ekonomik çözümdür; sızdırmaz gövdesi tozdan ve nemden içeriden korunur. Kuru tip trafo ise hava ile soğuduğu için toz, nem ve deniz tuzuna daha açıktır; dış ortamda kullanılacaksa uygun IP korumalı bir mahfaza (koruyucu kabin) içine alınması gerekir. İç mekânda ise kuru tipin havalandırma ihtiyacı doğru boyutlandırılmalıdır — yetersiz havalandırma, sargı sıcaklığını yükseltip ömrü kısaltır.

3) Bakım

Yağlı trafo bir işletme disiplini ister: yağ seviyesi, Buchholz rölesi, silikajel nem tutucu ve periyodik yağ numunesi (yağın delinme dayanımı, nem, çözünmüş gaz analizi). Kuru tip trafoda sıvı bakımı yoktur; işlem büyük ölçüde tozun alınması ve termal izlemeye indirgenir. Bakım kadrosu zayıf veya erişim zor tesislerde kuru tip lehine güçlü bir gerekçe oluşur.

4) Verim ve kayıp enerjisi

Bu kalem seçimi çoğu zaman parasal olarak belirler ama parayı burada TL ile değil enerji ile konuşacağız, çünkü tarife değişir, kayıp enerjisi kWh olarak sabit kalır. Verim farkını aşağıda tablo ve hesapla veriyoruz.

Kuru Tip ve Yağlı Tip Karşılaştırma Tablosu

Üç trafo teknolojisinin yangın, montaj yeri ve verim açısından yan yana karşılaştırması
Karar tek kritere değil, dört kriterin birlikte tartılmasına dayanır.
KriterYağlı (mineral)Kuru tip (döküm reçine)Ester sıvı (K sınıfı)
Yangın davranışıYanıcı, yağ noktası ~160 °CKendiliğinden söner (F1)Yağ noktası >300 °C
Bina içi uygunlukEk önlem isterYüksekYüksek
Yüksüz (demir) kayıpDüşükDaha yüksekDüşük
Aşırı yük dayanımıYüksekOrtaYüksek
BakımYağ analizi gerekirSıvı bakımı yokYağ analizi gerekir
İlk yatırımEn düşükDaha yüksekEn yüksek
Nem/toz duyarlılığıDüşük (kapalı gövde)Yüksek (mahfaza gerekir)Düşük

Genel eğilim: kuru tipin yüksüz kaybı, aynı güçteki yağlı trafodan yüksektir. Bu yüzden “kuru tip her zaman modern ve iyidir” yaklaşımı yanlıştır; kuru tip yangın güvenliğini kazanırken çoğu üründe biraz daha fazla demir kaybı ile ömür boyu enerji öder.

Verim ve Kayıp: Sayısal Örnek (1000 kVA)

Yağlı ve kuru tip trafonun yıllık yüksüz kayıp enerjisi hesabı ve aradaki farkın merdiven gösterimi
Demir kaybı trafo enerjili kaldıkça durmadan akar; fark her yıl tekrarlar.

İki kayıp kalemi vardır: yükten bağımsız yüksüz kayıp (P₀, demir kaybı) ve yükün karesiyle artan yüklü kayıp (Pk, bakır kaybı). Bir trafo şebekeye bağlı olduğu sürece P₀ kesintisiz akar; bu yüzden ömür boyu maliyette en sinsi kalem odur.

Örnek olarak 1000 kVA sınıfı bir trafoda tipik yüksüz kayıp değerlerini alalım: yağlı tipte yaklaşık 0,77 kW, kuru tipte yaklaşık 1,50 kW. Trafo yıl boyunca (8760 saat) enerjili kaldığında yalnızca demir kaybının ürettiği enerji farkı aşağıdaki merdivende görülüyor. Bu enerji her yıl, yeniden ve tarifeden bağımsız olarak ödenir; enflasyon bu kalemi ucuzlatmaz, yalnızca birim fiyatını değiştirir.

Güncel maliyeti görmek için: yıllık fazladan kWh değerini faturanızdaki güncel birim enerji fiyatıyla çarpın ve trafo ömrü (ör. 20-25 yıl) boyunca tekrarlayan bir kalem olarak düşünün.

Reaktif güç tarafında da benzer bir “her ay tekrar eden” mantık geçerli; trafonun mıknatıslanma akımı ve tesisin kompanzasyon ihtiyacı için reaktif güç cezasının nasıl oluştuğunu ve adım adım hesabını anlattığımız yazıya bakmanızı öneririz.

Standartlar: Pratikte Ne Dayatıyor?

Seçimin belge tarafını üç referans belirler:

TS EN 60076-11 (IEC 60076-11) — Kuru tip trafolar. Bu standart kuru tip trafoyu üç sınıf ekseninde tarif eder ve şartnamede bunlar açıkça istenmelidir:

  • Çevresel sınıf (E0/E1/E2): yoğuşma ve kirlenme dayanımı. Nemli/kirli iç mekânlar için E2 istenir.
  • İklim sınıfı (C1/C2): C2, trafonun −25 °C altına inebilen ortamda çalışabileceğini gösterir; dış/soğuk mahaller için gerekir.
  • Yangın sınıfı (F0/F1/F2): F1, sınırlı yanıcılık ve kendiliğinden sönme anlamına gelir. İnsanın bulunduğu bina içi uygulamalarda pratikte F1 istenir; bu, kuru tipi seçmenin asıl standart gerekçesidir.

IEC 60076 serisi — Yağlı trafolar. Genel gereklilikler (sıcaklık artışı, kısa devre dayanımı, dielektrik deneyler) bu seride tanımlıdır. Yağlı trafo bina içine giriyorsa yağ toplama havuzu ve yangın ayrımı yerel yangın yönetmeliğiyle birlikte değerlendirilir.

Yalıtım sıvısı sınıfı — mineral (O) ve ester (K). Yalıtım sıvıları yangın noktasına göre sınıflandırılır; K sınıfı sıvılar (sentetik/doğal ester) yüksek yangın noktası sayesinde iç mekânda mineral yağa göre belirgin güvenlik payı sağlar. Şartnamede sıvı sınıfının O mu K mı olduğu net yazılmalıdır.

Verim — AB Ecodesign Tüzüğü (AB) 548/2014. Trafoların yüksüz ve yüklü kayıp tavanlarını ve PEI (Peak Efficiency Index) kavramını tanımlayan referanstır; Tier 2 (2. kademe) sınırları 2021’den itibaren geçerlidir. Türkiye’de tedarik edilen trafolarda da bu kademe pratik referans olarak kullanılır. Şartnameye “Ecodesign Tier 2 kayıp sınıfı” yazmak, hem yağlı hem kuru tipte kayıp tavanını sabitler.

Uygulama: Sık Yapılan Hatalar

  • Kuru tipi dış sahaya mahfazasız koymak: Nem ve toz reçine yüzeyinde yüzeysel kaçak ve kirlenmeye yol açar. Dış mekânda uygun IP korumalı kabin şarttır.
  • İç mekân kuru tip odasında havalandırmayı hesaplamamak: Trafo ısısı odayı ısıtır; giriş/çıkış menfezleri ve gerekiyorsa cebri fan sargı sıcaklığına göre boyutlandırılmalıdır. Yetersiz havalandırma anma gücünü fiilen düşürür.
  • Yağlı trafoyu bina içine yağ havuzu olmadan yerleştirmek: Yangın yönetmeliğine aykırıdır ve kabul görmez.
  • Yalnızca ilk yatırıma bakıp verim sınıfını atlamak: Düşük verimli trafo, farkı ömür boyu demir kaybı olarak geri alır. Toplam sahip olma maliyeti (satın alma + kayıp enerjisi) ile karar verilmelidir.
  • Yangın sınıfını (F1) şartnameye yazmamak: “Kuru tip” demek yetmez; F1/E2/C2 gibi sınıflar açıkça istenmezse tedarikçi en ucuz sınıfı gönderir.

Özet Karar

Bina içi, yüksek yangın yükü ve zayıf bakım kadrosu varsa kuru tip (F1) öne çıkar. Dış saha/köşk, düşük kayıp önceliği ve düzenli bakım imkânı varsa mineral yağlı hâlâ en ekonomik çözümdür. İç mekânda hem yüksek güç hem verim isteniyorsa ester (K) sıvılı trafo iki dünyanın ortasını verir. Karar tek bir kritere değil, dört kriterin ağırlıklı toplamına dayanmalıdır.


Tesisinizin yangın yükü, montaj yeri ve yük profiline göre kuru/yağlı trafo şartnamesini birlikte hazırlayalım — proje bazlı trafo seçimi için bize ulaşın.

📩 kuru tip trafo ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

Asenkron Motorda Kayma ve Moment: Sürücü mü, Yol Verici mi Seçilir?

Asenkron Motorda Kayma ve Moment: Sürücü mü, Yol Verici mi Seçilir?

Asenkron motor, sahada en sık gördüğümüz makine tipidir; basit, ucuz ve dayanıklıdır. Rotor, döner alanın hızına asla tam yetişemez; bu hız farkına kayma denir ve motorun moment üretmesinin fiziksel şartıdır. Kayma sıfır olsaydı rotor iletkenlerinde gerilim indüklenmez, akım akmaz, moment de üretilmezdi.

Ancak bu yazının amacı motorun ne olduğunu anlatmak değil. Amaç şu: kalkış anındaki kayma 1,0 (rotor durgun) olduğundan motor şebekeden anma akımının katlarını çeker ve moment eğrisi bu bölgede kontrolsüzdür. İşte bu üç büyüklük — kayma, moment ve kalkış akımı — doğrudan kalkış cihazı seçimini belirler: doğrudan yol verme (DOL), yol verici (soft starter) yoksa frekans çevirici (VFD). Aşağıda önce bu büyüklükleri sayısal olarak çıkarıyoruz, sonra karara bağlıyoruz.

Kayma ve Senkron Hız Hesabı

Senkron hız 1500 dev/dak, kayma yüzde 3 ve rotor frekansı 1,5 Hz olarak adım adım hesaplanıyor
Etiket verisinden kayma ve rotor frekansının çıkarılması

Senkron hız, döner alanın hızıdır ve yalnızca frekans ile kutup sayısına bağlıdır:

n_s = 120 · f / p

50 Hz besleme ve 4 kutuplu bir motor için senkron hız 1500 dev/dak çıkar. Motorun etiketinde tam yük hızı örneğin 1455 dev/dak yazıyorsa, kayma şöyle bulunur:

s = (n_s − n) / n_s = (1500 − 1455) / 1500 = %3

Yani rotor, döner alanın gerisinde %3 kalır. Bu %3’lük fark küçük görünse de motorun tüm tam yük momentini bu bölgede üretmesini sağlar. Rotor devresinde görülen frekans da kaymaya bağlıdır:

f₂ = s · f = 0,03 · 50 = 1,5 Hz

Bu 1,5 Hz’lik rotor frekansı, tam yükte rotor demirindeki kayıpların neden düşük olduğunu açıklar; kalkışta ise kayma 1,0 olduğu için rotor frekansı beslemenin ta kendisidir ve rotor kayıpları tavan yapar. Kalkışın uzun sürmesi motoru bu yüzden ısıtır.

Kalkış Akımı ve Moment Karakteristiği

Durgun rotorda (kayma = 1) motor bir kısa devreli trafo gibi davranır ve şebekeden anma akımının 5–8 katı akım çeker. Kalkış momenti tipik olarak anma momentinin 1,5–2,5 katı, devrilme (breakdown) momenti ise 2–3 katı civarındadır. Sorun şudur: yüksek akım en çok kalkış anında, en az moment payının olduğu bölgede akar.

Bu eğri seçim kararının kalbidir. Yükünüz kalkışta yüksek moment istiyorsa (kırıcı, konveyör dolu başlarsa) akımı kısan her yöntem momenti de kısar — çünkü asenkron motorda moment yaklaşık gerilimin karesiyle orantılıdır:

M ∝ U²

Gerilimi %70’e düşüren bir yol verici, momenti yaklaşık %49’a düşürür. Yük bu momentte kopamıyorsa motor kalkamaz ve akım sürekli yüksek kalır. Bu yüzden kalkış cihazı seçimi “akımı azalt” kadar “yükün moment ihtiyacını karşıla” sorusudur.

Seçim Kararı: DOL, Yol Verici mi Frekans Çevirici mi?

Doğrudan yol verme, yol verici ve frekans çeviricinin kalkış akımı ve moment açısından karşılaştırıldığı kartlar
Kalkış akımı ve moment ihtiyacına göre üç yöntemin ayrıştığı seçim tablosu

Üç yöntemi kabaca şöyle ayırırız:

ÖlçütDoğrudan Yol Verme (DOL)Yol Verici (Soft Starter)Frekans Çevirici (VFD)
Kalkış akımı5–8 × I_n~2–4 × I_n~1–1,5 × I_n
Kalkış momentiTam (kontrolsüz)AzaltılmışAyarlanabilir, tam
Hız kontrolüYokYokVar
Tipik yerKüçük fanlar, pompalarKonveyör, pompa (sık kalkış)Değişken debi, enerji tasarrufu

Karar kriterleri:

  • Motor gücü küçük ve kalkış nadirse doğrudan yol verme yeterlidir. Ekstra cihaz maliyeti ekonomik değildir.
  • Kalkış akımı şebekeyi/jeneratörü zorluyorsa veya mekanik darbe istenmiyorsa yol verici tercih edilir. Yumuşak kalkış kayışı, kaplini ve boru hattını korur; su darbesini (water hammer) azaltır.
  • Hız değiştirmeniz veya moment/debiyi sürekli ayarlamanız gerekiyorsa frekans çevirici tek doğru cevaptır. Pompada/fanda değişken debi işletiliyorsa frekans çevirici hem kalkış akımını en aza indirir hem de kısmi yükte belirgin enerji tasarrufu sağlar (moment ∝ hız², güç ∝ hız³).

Moment karakteristiğine göre kontrol tipini ve fren direncini seçme detayını motor sürücü seçimi: moment karakteristiği, kontrol tipi ve fren direnci hesabı yazımızda ayrıca ele alıyoruz; bu yazıda odak kalkış cihazının seçimidir.

Uygulama: Saha Pratiği ve Sık Yapılan Hatalar

  • Yol vericiyi yanlış yükte kullanmak. Yüksek eylemsizlikli (fan volanı gibi) yükte yol verici, gerilimi kısar ama moment düşünce kalkış süresi uzar. Uzun kalkış hem yol vericinin tristörlerini hem motoru aşırı ısıtır. Bu durumda ya bypass kontaktörü doğru zamanda devreye girmeli ya da frekans çeviriciye geçilmelidir.
  • Bypass kontaktörünü atlamak. Yol verici tam gerilime ulaştıktan sonra tristörler üzerinden akım akmaya devam ederse ısınır. Kalkış tamamlanınca devreye giren bypass kontaktörü hem kaybı hem de harmoniği ortadan kaldırır.
  • Frekans çeviricide motor kablosunu uzun bırakmak. Uzun ekransız kablo, yansıyan dalga nedeniyle motor sargı yalıtımını zorlar ve elektromanyetik girişim yaratır. Ekranlı kablo ve gerekiyorsa çıkış çıkış reaktörü/du-dt filtresi kullanılmalıdır.
  • Termik korumayı yol vericiye/çeviriciye göre ayarlamamak. Frekans çeviricide düşük hızda motorun öz soğutma fanı yavaşladığı için soğutma zayıflar; sürekli düşük hız çalışmada kapasite düşürme (derating) yapılmalı veya harici soğutma eklenmelidir.
  • Doğrudan yol vermede gerilim düşümünü hesaplamamak. Kalkış anındaki 5–8 katı akım, uzun besleme hattında ani gerilim düşümü yaratır ve komşu yükleri etkiler; aynı barada aydınlatma varsa titreme (flicker) görülür.

Standart Tarafı ve Pratikte Anlamı

  • IEC 60034 (dönen elektrik makineleri). Asenkron motorun anma değerleri, verim sınıfı (IE2/IE3/IE4) ve görev tipi (S1–S9) bu seri altında tanımlanır. Pratikte: sık kalkan bir motorda görev tipini S1 (sürekli) sanıp seçim yaparsanız motor termik olarak yetersiz kalır; kalkış sıklığı yüksekse S4/S5 gibi kesikli görev ve buna uygun cihaz seçilmelidir.
  • IEC 60947-4-2 (yarı iletken motor kontrol cihazları ve yol vericiler). Yol vericinin anma değerleri, koordinasyon (Tip 1 / Tip 2) ve kısa devre dayanımı bu standarda göre verilir. Pratikte: kataloğdaki akım değerinin hangi kalkış görevine (örneğin AC-53a: kalkış akımı × süre × kalkış/saat) göre tanımlandığına bakılmalıdır; sadece motor anma akımına bakıp seçmek yol vericiyi yetersiz bırakır.
  • IEC 61800 (ayarlanabilir hızlı elektrik güç sürücü sistemleri). Frekans çeviricinin EMC (61800-3) ve güvenlik (61800-5-1) gereklilikleri bu seride yer alır. Pratikte: 61800-3’e göre çeviricinin bulunduğu ortam (birinci/ikinci ortam, C1–C4 kategorileri) EMC filtresi seçimini belirler; konut yakınında C1 filtre gerekirken sanayi ortamında C3 yeterli olabilir. Yanlış kategori seçimi ya gereksiz maliyet ya da girişim şikâyeti demektir.

Özetle: kayma ve moment eğrisi motorun karakterini verir, kalkış akımı ise sınır koşulu koyar. Bu üç büyüklük birlikte okunmadan doğru kalkış cihazı seçilemez.


Motor kalkış cihazı seçiminde yükünüzün moment ve kalkış sıklığına göre doğru çözümü birlikte belirlemek için proje ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

📩 asenkron motor ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

GES String Hesabı: Sıcaklık Düzeltmeli Seri Panel Sayısı ve MPPT Eşleştirme

GES String Hesabı: Sıcaklık Düzeltmeli Seri Panel Sayısı ve MPPT Eşleştirme

Bir güneş enerjisi santralinde (GES) panelleri kaç adet seri bağlayacağınızı belirleyen şey, panelin etiket değeri değil; sahanın en soğuk ve en sıcak gününde ölçtüğünüz gerilimdir. String hesabının özü budur: dizinin gerilimi soğukta yükselir, sıcakta düşer. Doğru string, bu iki uç arasında invertörün maksimum azami akım izleme noktası (Maximum Power Point Tracking, MPPT) penceresine her koşulda oturan diziyidir.

Bu yazıda MPPT ve açık devre gerilimi (Voc) kavramlarını tekrar tanımlamıyoruz; doğrudan sahadaki iki kritik senaryoyu — en düşük sıcaklıkta maksimum seri panel, en yüksek sıcaklıkta minimum seri panel — sıcaklık katsayısıyla düzeltip sayısal olarak hesaplıyoruz. Örnek panel değerleri: Voc = 49,5 V, azami güç noktası gerilimi (Vmp) = 41,5 V, açık devre gerilimi sıcaklık katsayısı β(Voc) = −0,27 %/°C (yani −0,0027 /°C), Vmp sıcaklık katsayısı yaklaşık −0,40 %/°C (−0,0040 /°C). İnvertör tarafında maksimum DC (Dogru Akim) giriş gerilimi 1000 V, MPPT alt sınırı 200 V kabul edilmiştir.

String hesabının iki sınırı

Her stringin iki tarafından da sıkıştırıldığını düşünün:

  • Üst sınır (soğuk gün): En düşük hücre sıcaklığında Voc en yükseğe çıkar. Bu gerilim invertörün maksimum DC giriş gerilimini hiçbir koşulda aşmamalıdır. Aşarsa invertör girişi zarar görür, garanti düşer.
  • Alt sınır (sıcak gün): En yüksek hücre sıcaklığında Vmp en düşüğe iner. Bu gerilim MPPT çalışma aralığının altına düşerse invertör diziyi maksimum güç noktasında izleyemez; öğle sıcağında, yani en çok üretimin olması gereken anda verim kaybedersiniz.

Dikkat: üst sınırda Voc (açık devre, yani sabahın ilk ışığında panel henüz yük altında değilken) kullanılır; alt sınırda Vmp (yük altındaki çalışma gerilimi) kullanılır. En sık yapılan hatalardan biri her iki hesapta da aynı gerilimi kullanmaktır.

En düşük sıcaklıkta maksimum seri panel sayısı

Soğuk gün senaryosunda seri panel sayısı hesabı
−10 °C’de Voc 54,18 V’a çıkar; 1000 V sınırıyla en fazla 18 panel seri bağlanır.

Soğuk günde açık devre geriliminin düzeltilmiş değeri:

Voc(T) = Voc_STC × [1 + β(Voc) × (T_min − 25)]

Saha için en düşük hücre sıcaklığını −10 °C alalım (25 °C standart test koşulu referanstır). Katsayı negatif, sıcaklık farkı da negatif olduğundan çarpım pozitif çıkar ve gerilim artar:

Voc(−10) = 49,5 × [1 + (−0,0027) × (−10 − 25)] = 49,5 × [1 + (−0,0027) × (−35)] = 49,5 × 1,0945 = 54,18 V

Yani her panel soğukta 49,5 V yerine 54,18 V üretir. Maksimum seri panel sayısı, invertörün maksimum DC giriş gerilimine bölünerek bulunur:

N_max = 1000 V ÷ 54,18 V = 18,45 → aşağı yuvarlanır, 18 panel

Burada yukarı yuvarlama yapmak ölümcül hatadır: 19 panel × 54,18 V = 1029 V olur ve invertörün 1000 V sınırını aşar. Soğuk hava hesabında her zaman aşağı yuvarlanır.

En yüksek sıcaklıkta minimum seri panel sayısı

Sıcak gün senaryosunda minimum seri panel sayısı hesabı
70 °C hücrede Vmp 34,03 V’a iner; MPPT alt sınırında kalmak için en az 6 panel gerekir.

Sıcak günde çalışma gerilimi (Vmp) düşer. Çatıya monteli panellerde hücre sıcaklığı ortam sıcaklığının çok üstüne çıkar; 70 °C hücre sıcaklığı gerçekçi bir tasarım değeridir.

Vmp(T) = Vmp_STC × [1 + β(Vmp) × (T_max − 25)]

Vmp(70) = 41,5 × [1 + (−0,0040) × (70 − 25)] = 41,5 × [1 + (−0,0040) × 45] = 41,5 × 0,82 = 34,03 V

Sıcakta panel başına gerilim 41,5 V’tan 34,03 V’a iner. Minimum seri panel sayısı MPPT alt sınırına bölünerek bulunur:

N_min = 200 V ÷ 34,03 V = 5,88 → yukarı yuvarlanır, 6 panel

Sıcak hava hesabında yukarı yuvarlanır: 5 panel × 34,03 V = 170 V, MPPT alt sınırının altında kalır ve öğle sıcağında izleme kopar. 6 panel × 34,03 V = 204 V ile pencerenin içinde kalırsınız.

Sonuç: bu panel-invertör çifti için geçerli string aralığı 6 ile 18 panel arasıdır. Pratikte string ortalama bu aralığın üst-orta bölgesinde (örneğin 16-18 panel) seçilir; böylece invertör girişi daha yüksek gerilimde çalışır, akım ve dolayısıyla DC kablo kaybı düşer.

Sıcaklık tasarım değerleri nasıl seçilir

Hesabın tamamı iki sayıya bağlıdır: T_min ve T_max. Yanlış seçilen sıcaklık, doğru formülü de yanlış sonuca götürür.

  • T_min: Sahanın çok yıllık mutlak en düşük ortam sıcaklığı esas alınır; ortalama değil. İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da −10 °C çoğu zaman iyimserdir; −15 ile −20 °C’ye kadar inilen istasyon verileri vardır. Ne kadar düşük sıcaklık seçilirse maksimum seri panel o kadar azalır.
  • T_max: Ortam sıcaklığı değil hücre sıcaklığı kullanılır. Çatı montajında hücre, ortamdan 25-30 °C daha sıcak olabilir. 40 °C ortam + kötü havalandırılan çatı kolaylıkla 70 °C hücreye çıkar. Çatı GES kurulumunun nasıl yapıldığını anlatan yazımızda montaj boşluğunun bu sıcaklığı doğrudan etkilediğini görebilirsiniz.

Standart ne diyor: IEC 62548 ve IEC 60364-7-712

String gerilim hesabı keyfi değildir; fotovoltaik dizi tasarım şartlarını tanımlayan IEC 62548 (Türkçe karşılığı TS EN IEC 62548) standardı, dizi maksimum geriliminin sahanın beklenen en düşük hücre sıcaklığındaki düzeltilmiş Voc üzerinden hesaplanmasını ve bu değerin ne panelin ne de invertörün anma gerilimini aşmamasını şart koşar. Yani yukarıdaki −10 °C düzeltmesi bir tercih değil, standardın beklentisidir.

Ek olarak fotovoltaik güç sistemlerinin elektrik tesisatı gereklerini kapsayan IEC 60364-7-712 (binalarda alçak gerilim tesisatının PV ile ilgili bölümü), DC tarafı gerilim sınırları ve koruma koordinasyonu açısından bu hesabı tamamlar. Pratikte bu iki standardın söylediği tek bir cümleye iner: panel etiketindeki 49,5 V değil, soğukta çıkan 54,18 V hesaba girer. Denetimde ve şebeke bağlantı onayında istenen de budur.

Panel-invertör eşleştirme: gerilimden sonra akım

Seri panel sayısını gerilim penceresine oturttuktan sonra iş bitmez; MPPT girişinin akım ve string sayısı tarafını da eşleştirmek gerekir:

  • String akımı ≤ MPPT giriş akımı: Panel kısa devre akımı (Isc) + emniyet payı, invertörün MPPT giriş akımı anma değerini aşmamalıdır. Aşarsa invertör akımı kırpar (kapasite düşürme), üretim tavana vurur.
  • String başına DC güç: Toplam bağlı panel gücü, invertörün önerdiği DC/AC (Alternatif Akim) aşırı yükleme oranı içinde kalmalıdır. Türkiye ışınım koşullarında 1,1-1,3 arası aşırı yükleme yaygındır.
  • Paralel string dengesi: Aynı MPPT girişine bağlanan stringler eşit panel sayılı olmalıdır; farklı uzunlukta stringler izlemeyi bozar.

İnvertör seçim kriterlerini ve MPPT giriş sayısının çatı yönelimine göre neden önemli olduğunu solar invertör rehberimizde ayrıntılı ele aldık.

Sahada sık yapılan hatalar

  • STC değeriyle hesaplamak: 49,5 V ile 1000 V’a bölüp 20 panel demek. Soğukta gerilim 54,18 V’a çıkınca sınır aşılır.
  • Ortam sıcaklığını hücre sıcaklığı sanmak: T_max’ı 40 °C almak minimum panel sayısını olduğundan az gösterir, öğle verimi düşer.
  • Soğukta yukarı yuvarlamak: 18,45’i 19’a yuvarlamak invertör girişini riske atar.
  • MPPT alt sınırını yok saymak: Az panelli stringlerde sıcak öğle saatinde izleme kopar; sistem “çalışıyor” görünür ama düşük üretir, teşhisi zordur.

Doğru string tasarımı, aynı panel ve invertörle üretimi görünür biçimde artırır. Projeniz için panel-invertör eşleştirmesini sahanın gerçek sıcaklık verileriyle birlikte hesaplattırmak isterseniz bize proje detaylarınızla ulaşabilirsiniz.


GES projenizde string boyutlandırma ve invertör eşleştirmesini sahanızın en düşük/en yüksek sıcaklık verileriyle hesaplayalım: ücretsiz teklif için iletişime geçin.

📩 ges string hesabı ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

Acil Aydınlatma Yönetmeliği: EN 1838 ve BYKHY’ye Göre Kaçış Yolu Tasarımı ve Sistem Seçimi

Acil Aydınlatma Yönetmeliği: EN 1838 ve BYKHY'ye Göre Kaçış Yolu Tasarımı ve Sistem Seçimi

Acil aydınlatma, şebeke beslemesi kesildiğinde binada bulunan insanların güvenle tahliyesini sağlayan, bağımsız enerji kaynağından beslenen aydınlatma sistemidir. İki temel işlevi vardır: kaçış yolu aydınlatması (insanların çıkışa kadar yönlerini bulması) ve acil çalışma alanı aydınlatması (kesinti anında tehlikeli bir işlemin güvenle sonlandırılması). Türkiye’de bu sistemin çerçevesini Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik (BYKHY) çizer; teknik performans kriterlerini ise TS EN 1838 belirler.

Bu yazıda amaç, yönetmelikten minimum lux değerlerini kopyalayıp bırakmak değil. Asıl karar noktası şudur: aynı kaçış senaryosunu hangi sistemle çözersiniz — her armatürün kendi aküsünü taşıdığı kendinden bataryalı çözümle mi, yoksa tek noktadan beslenen merkezi batarya sistemiyle mi? Bu seçim, bina tipine ve kaçış yolu geometrisine göre değişir. Aşağıda önce standardın pratikteki karşılığını, sonra seçim ve uygulama tarafını ele alıyoruz.

Standart Çerçevesi: BYKHY, TS EN 1838 ve TS EN 50172

Uygulamada üç belge birlikte okunur:

  • BYKHY: Hangi binada acil aydınlatmanın zorunlu olduğunu, asgari çalışma süresini ve yönlendirme (exit) gereksinimlerini belirler. Yönetmelik, acil aydınlatmanın besleme kesildikten sonra en az 60 dakika çalışmasını şart koşar. Yüksek binalar ve topluma açık kullanımlarda bu süre kritik kabul edilir.
  • TS EN 1838 (Aydınlatma uygulamaları – Acil aydınlatma): Işık teknik kriterlerinin kaynağıdır. Lux seviyeleri, düzgünlük oranı ve devreye girme süreleri buradan gelir.
  • TS EN 50172 (Acil kaçış aydınlatma sistemleri): Sistemin planlanması, test edilmesi ve kayıt tutulmasıyla ilgilidir. Periyodik test ve günlük çalışma kaydı bu standardın konusudur.

Armatürün kendisi ise TS EN 60598-2-22 (acil aydınlatma armatürleri) kapsamındadır; bir armatürün “acil aydınlatma armatürü” olarak anılabilmesi bu standarda uygunluğa bağlıdır.

TS EN 1838’in sayıları ne anlama geliyor?

Standarttaki değerleri ezberlemek yerine niçin var olduklarını bilmek gerekir:

BölgeAsgari aydınlıkPratikte anlamı
Kaçış yolu ekseni (≤ 2 m genişlik)1 luxZeminin orta çizgisinde, kişinin ayağını nereye basacağını görmesi için gereken taban değer
Kaçış yolunun orta yarısı≥ 0,5 luxYolun kenarlarına doğru bu değerin altına düşülmemesi beklenir
Açık alan / anti-panik0,5 luxGeniş salonlarda insanların kaçış yolunu bulabilmesi, panik oluşmaması için
Yüksek riskli çalışma alanıNormal aydınlığın %10’u, en az 15 luxKesinti anında makinenin güvenle durdurulması gereken yerler

Düzgünlük için standart, kaçış yolu ekseninde en yüksek ve en düşük aydınlık oranının 40:1’i geçmemesini ister. Bu, “ortalama 1 lux tutturdum” demenin yeterli olmadığını gösterir: armatürler arasında karanlık cepler bırakırsanız oran bozulur.

Devreye girme süresi de kritiktir: TS EN 1838, kesinti anında gerekli seviyenin %50’sine 5 saniyede, %100’üne 60 saniyede ulaşılmasını ister. Bu, seçtiğiniz sistemin (özellikle merkezi batarya inverter grubunun) transfer süresini doğrudan ilgilendirir.

Kaçış Yolu Lux Hesabı: Kaç Armatür Gerekiyor?

1 lux hedef, 100 m² koridor için acil aydınlatma armatürü adedi hesabı
Hesap ortalama aydınlığı verir; 40:1 düzgünlük için armatür aralığı ayrıca kontrol edilir.

Minimum lux’u tutturmak için armatür adedi ve yerleşim aralığı hesaplanır. Ortalama aydınlık yönteminin temel bağıntısı şudur:

N = (E × A) / (Φ × UF × MF)

Burada E hedef aydınlık (lux), A alan (m²), Φ armatürün acil moddaki ışık akısı (lümen), UF kullanım faktörü, MF bakım faktörüdür. Dikkat edilmesi gereken nokta: bir armatürün katalogdaki normal ışık akısı ile acil moddaki ışık akısı çoğu üründe farklıdır. Kendinden bataryalı armatürlerde acil modda ışık akısı, normal moda göre belirgin biçimde düşer; hesabı katalogdaki “emergency lumen output” değeriyle yapmak gerekir. Aşağıdaki şema tipik bir koridor için adım adım hesabı gösterir.

Hesabın çıktısı sadece bir ortalama değerdir. Kaçış yolunda asıl kontrol, armatürler arası mesafenin düzgünlük oranını (40:1) bozmadan seçilmesidir. Bu yüzden armatür üreticisinin “acil aydınlatma yerleşim aralığı” (spacing) tablosu, tavan yüksekliğine göre kullanılır; salt adet hesabı tek başına yeterli olmaz.

Sistem Seçimi: Kendinden Bataryalı mı, Merkezi Batarya mı?

Acil aydınlatma sistemi seçim karar ağacı
Armatür sayısı ve bina yüksekliği arttıkça karar merkezi batarya lehine döner.

Yönetmeliği karşılamanın iki yolu vardır ve seçim, bina tipi ile kaçış yolu senaryosuna bağlıdır.

Kendinden bataryalı (self-contained) armatürler

Her armatür kendi akü, şarj devresi ve denetim kartını taşır. Şebeke kesilince armatür kendi aküsünden beslenir.

  • Avantaj: Kablolama basittir, her armatür sadece normal besleme hattına bağlanır. Tek bir armatürün akü arızası tüm sistemi değil sadece o noktayı etkiler. İlk yatırım küçük ve orta binalarda düşüktür.
  • Dezavantaj: Akü ömrü tipik 4 yıldır; bina büyüdükçe yüzlerce ayrı aküyü takip etmek ve dönemsel değiştirmek zahmetlidir. Aküler armatürün içindedir, yani sıcak ortamlarda (spot ışık ısısı, çatı arası) ömür kısalır. Adresli olmayan sistemlerde her armatürün ayrı ayrı test edilmesi gerekir.
  • Uygun senaryo: Küçük–orta ofisler, mağazalar, az katlı binalar, dağınık ve az sayıda çıkışı olan yerler.

Merkezi batarya sistemi

Aküler tek bir merkezde (akü odası/pano) toplanır; armatürler bu merkezden özel yangına dayanıklı kablo ile beslenir.

  • Avantaj: Akü bakımı tek noktada yapılır, izleme ve test merkezîdir. Aküler kontrollü ortamda tutulduğu için ömürleri uzar. Büyük binalarda toplam akü sayısı ve bakım eforu düşer. Merkezî izleme paneli, hangi hattın arızalı olduğunu tek ekrandan gösterir.
  • Dezavantaj: Merkezden armatürlere giden besleme hatlarının yangına dayanıklı kablo ile çekilmesi zorunludur; kablolama maliyeti ve iş yükü yüksektir. Akü odası ve inverter grubunun devreye girme süresinin TS EN 1838’in 5 sn/60 sn kriterini karşılaması gerekir. Merkezi bir arıza daha geniş bir alanı etkileyebileceğinden yedeklilik önem kazanır.
  • Uygun senaryo: Yüksek binalar, hastaneler, AVM’ler, otel ve toplu kullanım binaları; kaçış yolları uzun, katlar çok, armatür adedi yüksek olan projeler.

Karar özeti: armatür sayısı ve bina yüksekliği arttıkça merkezi batarya lehine döner, çünkü akü bakımının merkezîleşmesi zamanla tekrar eden bir yükü ortadan kaldırır. Aşağıdaki karar ağacı bu ayrımı bina tipiyle eşleştirir.

Uygulama: Yerleşim, Montaj ve Sık Yapılan Hatalar

Standardı kağıt üzerinde tutturmak ile sahada doğru çalışan sistem kurmak farklı şeylerdir. TS EN 1838, aydınlatma armatürünün yönlendirici noktalara konmasını ister. Bunlar:

  • Her çıkış kapısının yakınına ve dışına
  • Merdivenlere ve her kat sahanlığına (basamakların doğrudan aydınlatılması gerekir)
  • Koridor yön değişimlerine ve kesişimlerine
  • Yangın söndürme ekipmanı ve yangın alarm butonlarının yanına
  • Kat/kot değişimlerine ve zemindeki seviye farklarına

Bu noktalarda armatür bulunması, sadece “ortalama lux” hesabından daha önceliklidir; düzgünlük oranı da bu yerleşimle sağlanır.

Sahada en sık görülen hatalar

  1. Acil modun gerçek ışık akısını görmezden gelmek: Hesabı armatürün normal ışık akısıyla yapıp, acil modda ışığın yarısının bile çıkmadığını sahada fark etmek. Katalogdaki acil mod değerini kullanın.
  2. Yönlendirme (exit) armatürünü kaçış aydınlatmasıyla karıştırmak: Yeşil piktogramlı yönlendirme armatürü yolu “gösterir”, zemini aydınlatmaz. Kaçış yolunun zemininde ayrıca 1 lux’u sağlayacak aydınlatma gerekir.
  3. Merkezi sistemde standart kabloyla besleme: Merkezi batarya hatlarında yangına dayanıklı kablo kullanılmazsa, yangın anında kablonun kesilmesiyle armatürler beslenemez — sistem tam da ihtiyaç anında çöker.
  4. Test ve kayıt eksikliği: TS EN 50172, periyodik fonksiyon testi ve yıllık tam süre (60 dakika) boşaltma testi ister. Kayıt tutulmayan sistem, denetimde uygunsuz sayılır. Adresli/otomatik test özelliği olan sistemler bu yükü hafifletir.
  5. Akü ömrünü takip etmemek: Kendinden bataryalı armatürlerde aküler zamanla kapasite kaybeder; yıllık tam boşaltma testinde 60 dakika sağlanamıyorsa akü değişimi gelmiş demektir.

Devreye alma kontrol listesi

  • ☐ Tüm çıkış, merdiven ve yön değişimi noktalarında armatür var mı?
  • ☐ Kaçış yolu ekseninde ölçülen değer ≥ 1 lux mü, düzgünlük oranı ≤ 40:1 mi?
  • ☐ Açık alanlarda ≥ 0,5 lux sağlanıyor mu?
  • ☐ Devreye girme %50 için ≤ 5 sn, %100 için ≤ 60 sn mü?
  • ☐ Tam süre (60 dakika) boşaltma testi geçildi mi?
  • ☐ Merkezi sistemde besleme hatları yangına dayanıklı kablo mu?
  • ☐ Test ve bakım kayıt defteri açıldı mı?

Özetle: acil aydınlatma yönetmeliğine uymak, minimum lux’u tutturmaktan ibaret değildir. Doğru yerleşim, doğru sistem seçimi ve düzenli test birlikte olduğunda sistem gerçekten görevini yapar. Bina büyüdükçe seçim merkezi batarya lehine kayar; küçük ve dağınık yerleşimlerde kendinden bataryalı çözüm daha pratik kalır.


Binanızın kaçış yolu senaryosuna uygun acil aydınlatma sistemi seçimi ve TS EN 1838 uyumlu lux hesabı için proje ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.

📩 acil aydınlatma yönetmeliği ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

Pano Formları (Form 1-2-3-4) Seçimi: Bakım, Dokunma Koruması ve TS EN 61439

Pano Formları (Form 1-2-3-4) Seçimi: Bakım, Dokunma Koruması ve TS EN 61439

Pano formları, bir alçak gerilim (AG) dağıtım panosunun içindeki fonksiyonel birimlerin, baraların ve terminallerin birbirinden ne ölçüde bölmelere ayrıldığını tanımlar. Standartta bu, iç ayrım seviyesi (internal separation) olarak geçer ve dört ana kademeye ayrılır: Form 1, Form 2, Form 3, Form 4. Kademeler arttıkça bölmeleme artar, pano büyür, maliyet yükselir; ama enerjili bir pano üzerinde güvenle çalışabilme imkânı da artar.

Burada amaç “Form 1 şudur, Form 4 budur” diye bir tanım tablosu çıkarmak değil. Sahada asıl sorun şudur: Bu pano için hangi formu şartnameye yazmalıyım? Bu yazıda formları; bakım stratejisi, dokunma koruması ihtiyacı ve enerjili bölge (canlı baraya erişim) kriterine göre senaryolarla karşılaştırıyoruz. Pano tipi seçiminin bütününe elektrik panosu seçimi ve saha uygulaması rehberimizde daha geniş baktık; burada yalnızca iç ayrım kararına odaklanıyoruz.

Formların dayandığı standart: TS EN 61439

İç ayrım seviyeleri TS EN 61439-1 (genel kurallar) ve alçak gerilim dağıtım panoları için TS EN 61439-2 kapsamında tanımlanır. Eski TS EN 60439-1 artık yürürlükten kalkmış olmasına rağmen sahadaki birçok eski şartnamede hâlâ atıf yapıldığını görürsünüz; yeni projelerde 61439 serisi esas alınmalıdır.

Standardın form ayrımında dikkat ettiği üç temel unsur vardır:

  1. Baraların fonksiyonel birimlerden ayrılması — kısa devre veya ark durumunda ana baranın bir fider arızasından etkilenmemesi.
  2. Fonksiyonel birimlerin birbirinden ayrılması — bir hücrede oluşan arıza/arkın komşu hücreye yayılmaması.
  3. Terminallerin (dış kablo bağlantı noktalarının) ayrılması — kablo tarafında çalışırken canlı baraya ve komşu terminallere erişimin engellenmesi.

Standart ayrıca ayrımın hangi malzemeyle yapıldığını da ele alır: sac/metal bölme (metallic) ile mi yoksa yalıtkan perde ya da katı bariyer (non-metallic partition) ile mi. Form 4 içindeki Tip a / Tip b ayrımı da buradan gelir; kısaca terminallerin komşu fonksiyonel birime mi yoksa kendi bölmesine mi ait olduğunu belirler. Bu detay, pano üreticisinin “Form 4” dediği şeyin gerçekte ne sunduğunu sözleşmede netleştirmenizi gerektirir — sadece “Form 4” yazmak yetmez, Type 2 gibi alt tanımı da belirtmek gerekir.

Standardın pratikteki en kritik mesajı şudur: Form seviyesi bir güvenlik/işletme kararıdır, prestij kararı değildir. Gereğinden yüksek form seçmek panoyu büyütür, ısıl davranışını zorlaştırır ve maliyeti artırır; gereğinden düşük form seçmek ise enerjili bakımda personeli riske atar.

Seçimi belirleyen üç soru

Form seçimini üç soruya indirgeyebilirsiniz. Bu üç sorunun cevabı formu neredeyse tek başına belirler:

  • Bu pano enerjili haldeyken içinde çalışılacak mı? (Örneğin bir fider bakımdayken diğer fiderler beslemede kalacak mı?)
  • Kim, hangi bölgeye erişecek? Sadece yetkili elektrik personeli mi, yoksa proses operatörü de ön kapağı açıp reset atacak mı?
  • Bir hücredeki ark/arıza, komşu hücreyi veya ana barayı devre dışı bırakmamalı mı? Yani süreklilik (arıza yalıtımı) ne kadar önemli?

Bu soruların hiçbirine “evet” demiyorsanız düşük form (Form 1/2) yeterlidir. Biri veya birkaçına “evet” diyorsanız Form 3 ya da Form 4’e doğru gidersiniz.

Senaryo 1 — Küçük dağıtım panosu, kapak kapalıyken enerji kesilir

Bir tesiste, servis alt panosu düşünün: içinde birkaç kompakt tip devre kesici (MCCB) ve otomatlar var. Bu panoya müdahale gerektiğinde ana şalter açılıp pano tamamen enerjisiz hale getiriliyor. Yani enerjili bölme kavramı yok; çalışma daima ölü panoda yapılıyor.

Burada Form 1 veya Form 2b yeterlidir. Form 2b, baraları fonksiyonel birimlerden ayırarak en azından kapak açıldığında doğrudan ana baraya değme riskini azaltır; küçük bir maliyet farkıyla dokunma korumasını iyileştirir. Bu senaryoda Form 3 veya 4’e para harcamak, kullanılmayacak bir kabiliyeti satın almaktır.

Dikkat edilmesi gereken tek nokta: pano gelecekte “her zaman enerjisiz bakım” varsayımını koruyabilecek mi? Eğer tesis 7/24 çalışmaya geçecekse ve ana şalteri açmak üretimi durduracaksa, senaryo değişir ve Form 2 yetersiz kalır.

Senaryo 2 — Motor kontrol merkezi (MCC), fider bazında bakım

Form 2b, Form 3b ve Form 4b iç ayrım kapsamı karşılaştırması
Bölmeleme arttıkça dokunma koruması ve enerjili çalışma güvenliği artar; pano hacmi, ısıl yük ve maliyet de yükselir.

Bir motor kontrol merkezinde (MCC) onlarca motor çıkışı vardır ve tipik gereksinim şudur: bir motor fiderini bakıma alırken diğer motorlar çalışmaya devam etmeli. Yani bir hücre enerjisiz kılınırken komşu hücreler ve ana bara canlı kalır.

Bu senaryoda Form 3b minimum, çoğu proses tesisinde ise Form 4b tercih edilir. Neden?

  • Form 3b, fonksiyonel birimleri birbirinden ve baradan ayırır; bir hücrenin kapağı açıldığında komşu hücrenin canlı kısımlarına ve ana baraya doğrudan erişim engellenir. Bir hücredeki ark komşuya sıçramaz.
  • Ancak Form 3’te terminaller (dış kablo bağlantıları) ayrılmaz. Motor kablosunu sökerken canlı komşu terminallere yakınsınızdır.
  • Form 4b bu boşluğu kapatır: terminaller de kendi bölmelerine alınır. Böylece bir motorun kablosunu, komşu fiderler ve ana bara enerjili haldeyken sökmek/bağlamak güvenli hale gelir.

Proses sürekliliğinin kritik olduğu, motor sayısının yüksek olduğu ve bakım ekibinin sık kablo tarafı müdahalesi yaptığı tesislerde Form 4b, Type 2 yaygın seçimdir. Sadece “Form 4” yazıp geçmek yerine terminal tipini de belirtmek, teklif aşamasında üreticiler arası kıyası anlamlı kılar.

Senaryo 3 — Ana dağıtım panosu, canlı kablo tarafı müdahalesi

Trafo çıkışındaki ana AG panosunu düşünün. Bu panonun tamamını enerjisiz kılmak, tesisin tamamını karartmak demektir; pratikte neredeyse hiç yapılmaz. Buna rağmen zaman zaman bir çıkış fideri eklenmesi, bir kablo pabucunun sıkılması ya da bir ölçü trafosunun değişmesi gerekir.

Burada tartışmasız Form 4 gerekir ve genellikle terminallerin tam ayrıldığı Form 4b seçilir. Kritik nokta: ana baranın kısa devre dayanımı yüksektir; bu baraya yakın bir yerde enerjili çalışmak, ark patlaması riski açısından en tehlikeli işlerden biridir. Form 4b’nin bara-terminal-fonksiyonel birim ayrımı, çalışılan bölgeyi fiziksel bariyerle canlı baradan izole eder.

Bu senaryoda form seçiminin yanında iç ark dayanımı (internal arc classification) da ayrıca değerlendirilmelidir; form ayrımı iç ark koruması ile aynı şey değildir. Form yüksek olsa bile pano iç ark test sınıfına sahip olmayabilir — ikisini şartnamede ayrı ayrı belirtmek gerekir.

Senaryo 4 — Operatörün erişimi olan pano

Enerjili bakım ihtiyacına göre form seçimi karar ağacı
Form kararı bakım stratejisinden türetilir: enerjisiz bakım Form 1/2, hücre bazında Form 3, kablo tarafı canlı müdahale Form 4b.

Bazı panolarda, elektrikçi olmayan proses operatörü ön kapağı açıp bir sigortayı değiştirir veya reset atar. Burada mesele bakım süreliği değil, dokunma koruması ve yetkisiz erişim riskidir.

Bu durumda formun kendisi kadar, erişilen bölmenin koruma sınıfı (IP) ve komşu enerjili bölümlere parmak/el temasının engellenmesi önemlidir. Genellikle en az Form 3 seçilir; çünkü operatörün eriştiği hücrenin komşusundaki canlı kısımlara ve ana baraya erişimi bariyerle kesilmelidir. Form 2, bu tür “eğitimsiz kullanıcı erişimi” senaryosunda yetersiz kalır: kapak açıldığında birden çok fonksiyonel birim ve olası canlı noktalar aynı hacimde kalır.

Form seçerken sık yapılan hatalar

  • “Ne olur ne olmaz” diye herkese Form 4 yazmak. Enerjili bakım hiç yapılmayacak küçük bir panoya Form 4 yazmak, panoyu gereksiz büyütür, ısı çıkışını (güç kaybını) sıkışık hacimde yönetmeyi zorlaştırır ve maliyeti şişirir. Form kararı bakım stratejisinden türetilmelidir.
  • Form ile iç ark korumasını karıştırmak. Form ayrımı, dokunma ve arıza yalıtımı içindir; iç ark test sınıfı ayrı bir performans kriteridir. Yüksek form iç ark korumasını garanti etmez.
  • Form 4’te Tip a/b’yi belirtmemek. Sadece “Form 4” yazıldığında üretici en ucuz yorumu (genelde Type 1) uygular; kablo terminallerinin gerçek ayrımı beklediğinizden düşük çıkar. Terminal ayrım tipini yazın.
  • Kablo giriş yönünü göz ardı etmek. Form 4b’de bile, alttan/üstten kablo girişi ve terminal bölmesinin geometrisi, gerçek çalışma güvenliğini etkiler. Pano tek hat şeması yanında iç yerleşim şeması da istenmelidir.
  • Isıl doğrulamayı unutmak. Bölmeleme arttıkça iç hava sirkülasyonu azalır. Aynı anma akımındaki bir Form 4 pano, Form 2’ye göre daha kötü soğur; sıcaklık artışı doğrulaması (temperature-rise verification) form seviyesine göre yeniden yapılmalıdır.

Karar mantığının özeti

Seçimi tek cümleyle bağlarsak: Enerjili bakım yoksa Form 1/2, hücre bazında enerjili bakım varsa Form 3, kablo tarafında canlı müdahale gerekiyorsa Form 4b. Aşağıdaki karar ağacı ve karşılaştırma şeması bu mantığı görselleştiriyor.

Her projede formu, kâğıt üstünde değil, tesisin gerçek bakım prosedürüne bakarak belirlemelisiniz: işletme, bu panoyu gerçekten enerjisiz kılabiliyor mu, yoksa üretim bunu kaldırmıyor mu? Cevap buradadır.


Panolarınız için doğru iç ayrım seviyesini ve TS EN 61439 doğrulamasını birlikte belirlemek isterseniz proje detaylarınızı bize iletin.

📩 pano formları ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

GES DC Sigorta Seçimi: Kesit, Gerilim Düşümü ve Parafudr Hesabı

GES DC Sigorta Seçimi: Kesit, Gerilim Düşümü ve Parafudr Hesabı

Güneş enerji santrali (GES) tasarımında en çok ihmal edilen kısım, dizilerle invertör arasındaki DC (Dogru Akım) tarafıdır. Bu tarafta gerilim yüksek, akım gün boyu süreklidir ve oluşan ark AC (Alternatif Akım) tarafına göre çok daha zor söner. Bu nedenle kablo kesiti, gerilim düşümü ve dc sigorta seçimi yanlış yapıldığında sonuç yalnızca üretim kaybı değil, doğrudan yangın riskidir.

Bu yazıda tek bir dizi (string) örneği üzerinden kesiti, %1-2 gerilim düşümü hedefini, kısa devre akımına (Isc) göre sigorta ve DC parafudr (aşırı gerilim koruma cihazı) seçimini sayısal olarak yapıyoruz. AC tarafındaki genel kesit mantığı için kablo kesit hesabını adım adım anlattığımız yazıya bakabilirsiniz; burada yalnızca DC tarafına ve onun kendine özgü kurallarına odaklanıyoruz.

Örnek dizinin elektriksel değerleri

Hesabı somutlaştırmak için tipik bir modülün standart test koşulu (STC) değerlerini alalım ve 18 modülü seri bağlayalım:

BüyüklükModül (STC)18 modül seri (string)
Açık devre gerilimi (Voc)49,5 V891 V
Maksimum güç gerilimi (Vmp)41,8 V752 V
Kısa devre akımı (Isc)13,9 A13,9 A
Maksimum güç akımı (Imp)13,0 A13,0 A

Seri bağlamada gerilimler toplanır, akım sabit kalır. Kritik nokta şu: Voc soğukta artar. Yaklaşık −10 °C’de Voc yaklaşık %8 yükselir, yani 891 × 1,08 ≈ 962 V olur. 1000 V anma gerilimli bir sistemde bile bu pay dardır ve parafudrun sürekli çalışma gerilimi (Ucpv) seçiminde bu düzeltilmiş değeri esas almak gerekir.

DC kablo kesiti ve %1-2 gerilim düşümü hedefi

6 mm² bakır DC string kablosunda gerilim düşümü hesap adımları
Tek yön 40 m, 13 A ve 6 mm² için gidiş-dönüş iletken üzerindeki gerilim düşümü; hedef %1’in altı.

DC string kablosunda tek yön mesafe değil, gidiş-dönüş toplam iletken uzunluğu (2·L) hesaba girer. Gerilim düşümü şöyle yazılır:

ΔU = 2 · ρ · L · I / A

Bakır için ρ ≈ 0,0175 Ω·mm²/m alınır. Örneğimizde invertöre tek yön mesafe 40 m, akım Imp = 13 A ve seçilen kesit 6 mm² (PV çift izoleli, güneş kablosu) olsun. Hesabı aşağıdaki şema yapıyor.

Hedefimiz nettir: bir dizide gerilim düşümü ideal olarak %1’in altında, dizi-invertör toplamında en fazla %2-3 kalmalıdır. %1’in üzerine çıkıldığında yıl boyunca sessiz bir enerji kaybı birikir; kesit bir kademe büyütmek bu kaybı geri kazandırır. Kesit küçültme cazip gelse de DC tarafında akım sürekli olduğu için kayıp da süreklidir.

Kısa devre akımına göre DC sigorta seçimi

DC sigorta, string’in kendi arızasında değil, çoklu paralel string’lerde bir string kısa devre olduğunda diğer string’lerin ters yönde beslediği akımı kesmek için vardır. Bu yüzden 1-2 paralel string’te çoğunlukla sigortaya gerek yoktur; genel kural, üç ve daha fazla paralel string’te her string’e ayrı sigorta koymaktır.

Seçim, IEC 62548 (PV dizi tasarımı) ve gPV sigortalar için IEC 60269-6’ya dayanır. Anma akımı (In) şu aralıkta seçilir:

1,5 · Isc ≤ In ≤ 2,4 · Isc   ve   In ≤ modül maks. seri sigorta değeri

Örneğimizde 1,5 × 13,9 = 20,85 A ve 2,4 × 13,9 = 33,4 A. Bu aralıkta standart bir değer olarak 25 A gPV sigorta uygundur; modül veri sayfasındaki maksimum seri sigorta değerinin (tipik 25-30 A) altında kalması da sağlanmalıdır. Ayrıca sigortanın DC anma gerilimi, düzeltilmiş sistem geriliminden (bizde ≈ 962 V) büyük olmalı; 1000 V veya 1100 V DC anma değerli gPV sigorta tercih edilir. AC sigortalarının bu ark söndürme kabiliyeti yoktur, DC devrede kesinlikle kullanılmamalıdır.

DC parafudr (SPD) seçimi

Tip 1 ve Tip 2 DC parafudr seçim kriterlerinin karşılaştırması
Yıldırımlık varlığına göre tip seçimi; 10 m üzeri kablo mesafesinde her iki uca parafudr konur.

DC parafudr seçimi iki standarda dayanır: PV parafudrları için IEC 61643-31 ve yıldırımdan korunma için IEC 62305. Sürekli çalışma gerilimi şu koşulu sağlamalıdır:

Ucpv ≥ 1,2 · Voc(string)

Örneğimizde 1,2 × 891 ≈ 1069 V çıkar; bu nedenle Ucpv ≥ 1100 V olan bir parafudr seçilir. Cihazın tipi ise sahadaki yıldırımdan korunma tesisatına (LPS) göre belirlenir:

  • Tesiste dış yıldırımlık (LPS) varsa ve diziler koruma bölgesindeyse, doğrudan yıldırım darbe akımına (10/350 µs, Iimp ile ifade edilir) dayanacak Tip 1 parafudr gerekir.
  • LPS yoksa, indüklenen aşırı gerilimlere karşı 8/20 µs darbe akımına (In) göre seçilen Tip 2 parafudr invertörün DC girişine konur.

Önemli bir uygulama kuralı: dizi çıkışı ile invertör arası kablo uzunluğu 10 metreyi aşıyorsa, parafudr hem dizi tarafına (birleştirme kutusu) hem de invertör girişine, yani her iki uca konmalıdır. Aşağıdaki karşılaştırma iki tipi özetliyor.

Uygulama ve sık yapılan hatalar

  • AC sigorta ya da AC parafudru DC devrede kullanmak: ark sönmez, cihaz patlar.
  • Kesiti sadece akıma göre seçip gerilim düşümünü kontrol etmemek.
  • Voc’u soğuk düzeltmesi yapmadan almak; kışın sabah invertör girişini aşan gerilim.
  • Parafudr topraklama iletkenini uzun ve kıvrımlı çekmek; koruma etkisini yitirir, iletken kısa ve düz olmalıdır.
  • İki paralel string’te gereksiz sigorta koyup, sekiz string’te sigortasız birleştirmek.

DC tarafı, GES’in en sessiz ama en riskli bölgesidir. Kesit, sigorta ve parafudr seçimini projeye özel doğrulatmak isterseniz, dizi değerlerinizle birlikte bize ulaşın; hesabı birlikte çıkaralım.


GES DC tarafınızda kesit, sigorta ve parafudr seçimini standarda uygun doğrulatmak için dizi değerlerinizle birlikte teklif isteyin; hesabı proje bazında çıkaralım.

📩 dc sigorta seçimi ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

« Older posts