Kategori: ELEKTRİK TEKNİK MAKALELER (Page 12 of 15)

Elektrik teknik makaleler: elektrik mühendisliği dünyasından en güncel teknik makaleler. Teori ile pratiği birleştiren derinlemesine analizler, akademik araştırmalar ve sektörel incelemeleri hemen okuyun. Profesyonel mühendislik çalışmaları ve elektrik teknik makaleler kütüphanesi. Güç sistemleri, otomasyon ve enerji üzerine yazılmış güncel teknik incelemelerle bilginizi tazeleyin. Elektrik mühendisliği literatürüne dair her şey! Yenilikçi çözümler, vaka çalışmaları ve teknik makaleler ile mühendislik vizyonunuzu küresel standartlarda geliştirin.

ELEKTRİK SANTRALİ KURULUMU İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

ELEKTRİK SANTRALİ KURULUMU İÇİN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Elektrik santrali elektrik enerjisinin üretildiği yerlerdir. Elektrik enerjisinin depolanması büyük güçlerde olanaksız olduğundan enerjiyi sürekli olarak gereken yerde, gereken miktarda ve gereken zamanda üretmek gerekmektedir. Elektrik enerjisini üretirken de öncelikle tüketicinin güvenliği sağlanmalı ve kaliteli enerji temini sunulmalıdır. Kaliteli enerjiden bahsedilmek istenen ise sabit frekansta, sabit gerilimde ve harmoniksiz bir enerji üretimidir. Bu yüzden elektrik santrali kurulumu yaparken dikkat edilmesi gereken bazı konular vardır.

Elektrik santrali kurulumu yaparken göz önünde bulundurulması gereken en önemli noktalar; ham enerji maddesinin bol ve ucuz olarak sağlanması ve eldeki teknik olanaklara göre en güvenli, ekonomik ve uygun biçimde elektrik enerjisine çevrilebilmesidir. Dünyada var olan enerji kaynaklarının miktarları hakkında farklı görüşler olmakla beraber bu kaynaklar sonsuz değildir. Bunun yanında maden kömürü, petrol gibi değerli ham maddelerin elektrik enerjisi üretiminde kullanılması istenmez. Diğer taraftan su kuvvetleri için tükenme gibi bir sorun olmamakla birlikte günümüz ve gelecekteki enerji ihtiyacının tamamını karşılayamayacağını göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Bu yüzden yenilenebilir enerji kaynakları bu yüzyılda öne çıkmaktadır.

Elektrik Santrali Kurulumu Adımları

Elektrik Tüketiminde Yük Eğrisi

Bir tüketim bölgesinde harcanan elektrik enerjisi genel olarak sabit değildir. Enerji tüketimi genelde dengesiz yüklenme şeklinde olur. Ancak diğer taraftan da enerjinin kaliteli temin edilebilmesi için aynı anda üretilen ve tüketilen enerji miktarı eşit olmalıdır. Eğer üretilen elektrik enerjisi miktarı, tüketilenden fazla olursa frekans yükselirken, üretilen enerjinin tüketilenden daha az miktarda olması durumunda ise şebeke frekansı düşer. Bu yüzden kaliteli enerji tedarikinde üretim ve tüketim dengesinin sağlanması gerekmektedir.

Bir Bölgenin Yaz ve Kış Mevsimleri Yük Eğrileri

Elektrik tüketim talebinin en üst noktaya ulaştığı zaman dilimine puant yük denir. Yukarıdaki grafikte de hem yaz hem de kış mevsimlerinde günlük yük eğrileri verilmiştir. Kırmızı grafik yaz mevsimini, mavi grafik ise kış mevsimini göstermektedir. Puant yük görüldüğü üzere kış aylarında sabahları, yaz aylarında ise akşamları oluşmaktadır. Grafik altında kalan alan talep edilen saatlik enerji miktarıdır. Enerji miktarı karşılanmak zorunda olduğundan puant gücünün azalması için eğrinin daha dengeli hale getirilmesi gerekir. Yani günün farklı saatlerinde talep edilen gücün aynı seviyede olması istenir. Bunu sağlamak için tarifeli sistem uygulanır. Elektrik tarife zamanları aşağıdaki gibidir.

  • Gündüz tarife saatleri: 06:00-17:00
  • Puant tarife saatleri: 17:00-22:00
  • Gece tarife saatleri: 22:00-06:00

Düzenlenmiş Yük Eğrisi

Elektrik santrali kurulumu planlanırken en önemli verilerden birini düzenlenmiş yük eğrisi verebilir. Bir yıla ilişkin günlük yük eğrilerinin yan yana dizilmesi ile oluşturulan, eşit zaman aralıklarına bölünüp elde edilen şerit uzunluklarına göre büyükten küçüğe doğru sıralanırsa basamaklı bir eğri elde edilir. Buna tesisin düzenlenmiş yük eğrisi denir. Elektrik santralinin çalışmasına ilişkin önemli karakteristik bilgilerin içerdiği düzenlenmiş yük eğrisi gerek projelendirmede gerekse santralin işletilmesinde teknik ve ekonomik olarak önemli verileri gösterir.

Düzenlenmiş Yük Eğrisi Örneği

Grafikteki en büyük değere yedek güç ve iç gereksinim gücü eklenirse santralin kurulu gücü elde edilir. Eğrinin altında kalan alan yıllık enerjiyi verir.  Eğrinin biçimi, tüketim bölgesinin ve tüketici tiplerinin bilgilerini verir.

Elektrik santrallerinde yedek güç ise ünitelerden birinin arızalanması veya bakım onarım gibi nedenlerle devre dışı kalması durumunda bunun yerini almak veya bazı özel durumlarda çalıştırılmak üzere bekletilen ek kurulu güçtür. İç gereksinim gücü ise santral işletmesinde ve bakım onarım işlemlerinde çalıştırılan yardımcı tesislerin çektikleri güç olarak düşünülebilir. Santral gerilimleri ise yüksek güçlü elektrik santrallerinde 10-15 kV arasında bir değer olurken, küçük güçlü santrallerde ise 400 V seviyelerindedir. Enerji santrallerindeki şalt tesislerinde veya trafo merkezlerindeki step up trafolar bu gerilimi orta gerilime veya yüksek gerilime dönüştürerek iletim hattına taşınır.  

Enerji, Üretilince İletim Hatlarıyla Diğer Bölgelere Taşınır.

Enerji Santrali Kurulumu Yapılırken Nelere Dikkat Edilmelidir?

Enerji üretiminde kayıplar, tesisin maliyetini çok etkiler. Aşağıdaki görselde görüldüğü gibi üretilen enerjinin tamamı tüketiciler tarafından kullanılamaz. Bir kısmı kayıp olarak gider.

Elektrik Santrali Kurulumu Tasarlanırken Kayıplar Göz Önünde Bulundurulmalıdır.

Burada Pk değişkendir. Akıma bağlı ısı kayıpları ve gerilime bağlı yalıtım kayıpları olarak tanımlanabilir. Santralin elektrik üretim maliyeti fazla ise kaybı azaltmak için iletim yatırımı artırılır. Üretim maliyeti düşük ise iletim yatırımı artırılmaz.

Santral Yerinin ve Tipinin Belirlenmesi

Elektrik santralinin yerinin belirlenmesinde ham enerji maddesi ve tüketim bölgesi önemli bir etkendir. Ham enerji maddesinin uzak olması taşıma sorunlarına, tüketim merkezlerine uzak olması ise iletim kayıplarına neden olur. Özellikle termik santrallerde böyle durumlarda atık ısıdan yararlanamama gibi sorunlara da yol açar. Arazinin genel durumu, deprem, toprak kayması gibi risklerde göz önünde bulundurulur. Termik ve nükleer santraller için soğutma ve nitelikli besleme suyunun sağlanması gerekir. Buna uygun bir yer seçilmelidir. Linyit kullanılan enerji santrallerinde ortaya çıkan kül ve yabancı maddelerin uzaklaştırılması ve depolanması sorun teşkil edebilmektedir. Nükleer santrallerde ise çevre güvenliğinin sağlanması ve oluşan atıkların uzaklaştırılıp depolanması önemli sorunlardır. Ülkemizdeki akarsu özelliklerinden dolayı büyük güçlü hidroelektrik santralleri kurmak için hazneli (barajlı) yapılar gerekmektedir.  Bu durumda baraj göllerinin kapladığı alan ve ömürleri önemli olur. Baraj göllerinin toprak biriktirmesi barajın ömrünü kısaltır.

Elektrik Santrali Kurulumu İçin En Çok Tercih Edilen Santrallerden Bazıları (Termik, Hidroelektrik, Güneş vb.)

Elektrik santral tipinin belirlenmesinde öncelikle ham enerji maddesi göz önüne alınır. Ham enerji maddesi bakımından farklı santral tipleri kurulması olanağı varsa, aralarından enerjiyi en ucuz maliyetle üreten santral tipi seçilmelidir. Ayrıca enerji üretim santral tipini belirlerken ulusal ekonominin gerekleri de mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

Makine Ünite Gücü ve Grup Sayısı

Örneğin 1000 MW kurulu gücü olan bir santralde tüm üretimin tek bir ünite üzerinden yapılması doğru değildir. Bu gücü ünitelere, makinelere bölmek gerekir. Çünkü hem arıza durumunda hem de bakım esnasında tüm santralin elektrik üretimi durur. Ayrıca talep gücü azaldığında ise makine nominal gücün altında üretim yapacağından makinenin verimi düşer. Buna karşın gereğinden fazla sayıda ünite kullanılması durumunda da sistemin toplam veriminde bir azalma olur. Dolayısıyla kullanılacak ünite adedi, optimum çalışma için uygun sayıda seçilmelidir.

Enerji Santralinin Gücünün Belirlenmesi

Elektrik santrali yeri ve tipi belirlendikten sonra en önemli konulardan biri yedek güç ve iç gereksinim gücü dahil uygun bir kurulu güç değerinin belirlenmesidir. Bunun için tüketim noktaları ve bu noktaların günlük ve yıllık düzenlenmiş yük eğrileri incelenir. Bununla beraber hem santral ömrü hem de rezervin aynı zamanda tükenmesini sağlayacak uygun bir güç değeri belirlenir.

Özetle elektrik santrali kurulumu planlayan yatırımcıların göz önünde bulundurması gereken önemli noktalar şunlardır.

  • Santral yerinin ve tipinin doğru bir şekilde belirlenmesi
  • Kaynak rezervi
  • Kurulu gücün tüketim değerleri ve yük eğrileri baz alınarak doğru bir şekilde hesaplanması
  • Her bir ünite gücü ve grup sayılarının optimizasyonu
  • Santralin ekonomik ömrü

Elektrik Üretiminde Başlıca Enerji Kaynakları

Aşağıdaki kaynaklar başlıca enerji kaynakları olarak tercih edilmektedir.

  • Taş kömürü ve Linyit
  • Petrol Akaryakıtları
  • Doğalgaz
  • Nükleer Enerji
  • Su Kuvvetleri
  • Rüzgar Enerjisi
  • Güneş Enerjisi
  • Jeotermal Enerji
  • Dalga Enerjisi
  • Biyokütle Enerji
  • Hidrojen Enerjisi

Elektrik Üretiminde Başlıca Santral Tipleri

Büyük güçteki elektrik üretiminde başlıca kurulan santral tipleri aşağıdaki gibidir. Küçük güçte dizel, kojenerasyon vb. tesisler de tercih edilebilmektedir.

  • Termik Santral
  • Hidroelektrik Santral
  • Rüzgar Santrali
  • Güneş Santrali
  • Jeotermal Santral

TRAFO KÖŞKLERİNDE TOPRAKLAMA NASIL YAPILIR?

Trafo Köşklerinde Topraklama Nasıl Yapılır?

Trafo köşklerinde topraklama şalt tesislerinin önemli konularından biridir. Genel olarak tesislerin topraklama sistemini kurulurken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Bunlar toprak özgül direnci, toprak geçiş direnci ve toprak yayılma dirençlerinin doğru bir şekilde ölçülmesidir.

Öncelikle tesis kurulmadan önce toprağın özgül direncinin ölçülmesi gerekir. Bu değer projelendirme aşamasında bilinmelidir çünkü elektrotlar yerleştirilirken ölçülecek değerle aynı olması gerekir. Daha sonra topraklama elektrotlarının (topraklayıcıların) toprağa çakılması gerekir. Şerit veya örgülü iletken, çubuk, profil, levha veya şerit elektrotlar kullanılabilir. En az iki adet veya daha fazla elektrot kullanılmalıdır.

Topraklama elektrodu çakıldıktan sonra, topraklama kablosunun veya iletkenlerinin çekilmesi ve elektrotlarla bağlanması gerekir. Burada kullanılacak iletken tipi, elektrotun çeşidine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bağlantı yapıldıktan sonra toprak altı bağlantılarda iletkenler arası veya elektrotla iletken arasındaki bağlantıların daha sağlıklı olması için termokaynak bağlantı yapılabilir. İletken çekildikten ve elektrotlarla bağlantı kurulduktan sonra bu rota üzerinde toprak direncini düşürücü malzemeler kullanılır. Daha sonra ölçüm için referans noktalarına ölçüm rögarları yerleştirilir.

Topraklama sistemi sahada kurulduktan sonra topraklama ölçümleri yapılır. Toprak gerilimi ve topraklama direnci ölçülür. Toprak direncinin 5 ohm’dan daha düşük bir değerde çıkması beklenir. Bu değer ne kadar düşürülebilirse o kadar verimli topraklama yapılır. Topraklama yapılırken cihaz ile referans toprak (topraklanan nesnenin elektrodundan oldukça uzak, en az 20 m uzakta) arasındaki direncin (toprak elektrodu geçiş direnci, yayılma direnci) olabildiğince küçük olmasını sağlamak gerekmektedir. Aynı şekilde işletme esnasında cihazların ve madeni aksamlarının aralarındaki potansiyel farkın meydana gelmemesi sağlamak gerekmektedir.

Kurulumu tamamlanmış olan bir topraklama tesisi, işletmeye alınmadan önce gözle muayene edilmeli ve ölçülmesi gerekir. Burada koruma potansiyel dengeleme iletkenlerinin (baraların) sürekliliklerinin kontrolü yapılmalıdır. İlk başta belirtildiği gibi toprak direnci ve özdirencinin tekrar ölçülmesi gerekir. Elektrik beslemesindeki koruma şalterinin otomatik açma kapama yapıp yapmadığının kontrolü yapılmalıdır.

Trafo Köşklerinde Topraklama Nasıl Yapılır?

Trafo köşklerinde topraklama en önemli konulardan biridir. Beton köşklerde (veya metal, prefabrik köşklerde) koruma ve işletme topraklaması birbirlerinden ayrı yapılır. Elektrik tesislerinde insanların temas geriliminden korunması için koruma topraklaması yapılır. Bunun için işletmenin akım devresinde yer almayan ancak bir arıza anında gerilim altında kalabilecek ekipmanlar bir iletken üzerinden topraklayıcıya bağlanır. İşletme topraklaması ise işletmenin akım devresine ait bir noktasının topraklanması işlemidir. Koruma topraklamasında trafo köşkü içerisindeki orta gerilim hücreleri, dağıtım transformatörü, alçak gerilim panosu, metal veya beton köşk ve kapıları da örgülü bakır iletkenler yardımıyla eş potansiyel dengeleme barasına bağlanır. Trafo köşkünün taban döşemesinin altında 30×3,5 mm’lik galvaniz topraklama şeridi tüm köşkün tabanını çevrelemiştir. Bu şeritten köşkün her odasına, odadaki ekipmanların gövdeleriyle irtibatlandırmak için bakır çubuklar çıkmaktadır.

Trafo Köşklerindeki Topraklama İletkenlerinin İrtibatlandırılması Bakır Çubuklar İle Yapılır.

Trafo köşkünün koruma topraklaması, sahada var olan trafo merkezinin bağlı olduğu eş potansiyel dengeleme barasını kullanabilir. Köşkün dört köşesinden yaklaşık 2 veya 3 metre uzaklığa 65x65x7 mm sıcak daldırma galvaniz topraklama kazığı çakılır ve köşkün tabanını çevreleyen, ekipmanların gövdelerinin irtibatlandırıldığı topraklama şeridi ile bağlanır. Bu bağlantı 30×3,5 mm’lik galvaniz şeritler ile yapılır. Böylece eş potansiyel dengeleme barası oluşturularak köşkün koruma topraklama sistemi tamamlanır. Köşkte işletme topraklaması ise dağıtım transformatörün yıldız noktasının direkt topraklanmasıyla yapılır. Yıldız noktası bir direnç üzerinden de topraklanabilir. Transformatörün yıldız noktası ile toprak arası bağlantı için alçak gerilim genelde 0,6/1 kV 1×150 mm2 sarı yeşil NYY kablo kullanılır. İşletme topraklaması için köşkten 30 metre uzakta 65x65x7 mm sıcak daldırma galvaniz topraklama kazığı toprağa çakılır ve transformatörün yıldız noktasından çıkan 1×150 mm2 NYY kablo bu kazığa bağlanır. Böylece köşkün işletme topraklanması da tamamlanmış olur. Sistemin koruma ve işletme topraklaması ayrı ayrı yapılmıştır. Örnek bir trafo köşkünün topraklama şeması aşağıdaki modelde gösterilmiştir.

Trafo Köşklerinin Topraklama Sistemi

Topraklama Neden Yapılır ve Önemi

Topraklama, elektrik tesisatlarında güvenliği sağlamak ve olası arızalarda insan hayatını korumak için yapılır. Topraklama ölçümü, sistemdeki topraklama direncinin uygun seviyede olduğunu belirlemek için yapılır ve bu işlem için genellikle meger ölçüm cihazı kullanılır. Meger topraklama ölçümü, elektrik tesisatlarının güvenliğini doğrulamak için en yaygın yöntemlerden biridir. Özellikle, doğalgaz topraklama ölçümü ve paratoner iletkeni gibi hassas sistemlerde düzenli ölçüm yapılması hayati öneme sahiptir.

Koruma topraklaması ve işletme topraklaması, elektrik tesisatlarında yaygın olarak kullanılan topraklama türlerindendir. Topraklama tesisatları, enerjinin doğru şekilde topraklanmasını sağlar ve bu sistemlerin düzenli topraklama kontrolü ile denetlenmesi gerekir. Topraklama belgesi veya EMO topraklama belgesi, bu kontrollerin uygun şekilde yapıldığını gösterir. Toprak direnci ölçümü, genellikle multimetre ile topraklama ölçümü veya daha gelişmiş cihazlarla yapılır. Bu ölçüm sırasında, sistemde kullanılan grafit elektrot, alüminyum elektrot, ve tungsten elektrot gibi elektrotların durumu önemlidir. Elektrot çeşitleri, toprağın özgül direncine ve tesisin ihtiyaçlarına göre seçilir. Örneğin, grafit elektrot fiyatları, dayanıklılık ve performansa bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Topraklama işlemi sırasında kullanılan toprak kablo ve topraklama kabloları, elektrik enerjisinin güvenli bir şekilde toprağa iletilmesini sağlar. Ayrıca, toprak özgül direnci ölçümü, tesisatın bulunduğu bölgenin topraklama performansını değerlendirmek için kritik bir adımdır. Temel topraklama, binaların güvenli enerji bağlantısı için önem taşırken, elektrik tesisatı periyodik kontrol işlemleri bu güvenliği sürekli kılar. Sonuç olarak, topraklama hem tesisat güvenliği hem de insan sağlığını korumak için gereklidir. Topraklama ölçümü yapan firmalar, bu alandaki uzmanlıklarıyla güvenli sistemler oluşturulmasına katkıda bulunur. Düzenli topraklama ölçümleri ve kontrolleri, elektrik sistemlerinin sorunsuz çalışması için temel bir gerekliliktir.

Telefon

Proje ve talepleriniz için: +90 537 398 12 15 (WhatsApp)

E-Posta

Teklif ve Talepleriniz İçin: info@electricistanbul.com

İŞLETME TOPRAKLAMASI İLE KORUMA TOPRAKLAMASI ARASINDAKİ FARKLAR

İşletme Topraklaması İle Koruma Topraklaması Arasındaki Farklar

İşletme ve koruma topraklaması genelde sektörde birbirleriyle karıştırılır. Genel olarak üç çeşit topraklama tipi vardır. Bunlar aşağıdaki gibidir.

  • Koruma Topraklaması
  • İşletme Topraklaması
  • Yıldırım (Fonksiyon) Topraklaması

Koruma Topraklaması

Devrelerdeki gerilim altında bulunmayan bölümlerdeki yalıtım hatası durumunda kaçak akım koruma anahtarlama elemanları ile birlikte koruma yapılabilmesi için bu bölümler bir iletken aracılığıyla topraklayıcılara ya da topraklanmış bölümlere doğrudan doğruya bağlanmasıdır. Bu topraklama tipine koruma topraklaması denir. Buradaki amaç yüksek temas gerilimine maruz kalmamak ve dolayısıyla can ve mal kaybını önlemektir.

Koruma topraklamasına örnek vermek gerekirse; elektrik makinelerinin gövde kısımları, raylı sistemlerde traverslerin, ölçü transformatörlerinin sekonder sargıları, enerji iletim hatlarındaki direklerin toprağa veya topraklayıcıya bağlanması olabilir.

İşletme Topraklaması

Elektrik sistemlerinde, işletme akım devresine ait bölümün veya sıfır iletkeninin topraklanmasına işletme topraklaması denir. İşletme devrelerinin nötr noktaları topraklayıcıya bağlanır. Bu devreye bağlı cihazların ve tesisin normal çalışması için gereklidir. İşletme topraklaması omik, indüktif veya kapasitif direnç üzerinden veya dirençsiz, direkt yapılabilir. Direnç üzerinden işletme topraklaması genelde orta gerilim sistemlerinde yapılır.

Elektrik Tesislerinde İşletme ve Koruma Topraklaması

Yıldırıma Karşı Yapılan Topraklama

Tesise yıldırım çarpması durumunda yıldırımın devredeki gerilim altında bulunan tüm elemanlara etkisini azaltmak ve yıldırım akımını toprağa iletmek için işletme akım devresinde bulunmayan hava hatlarının koruma iletkenleri, direkler vb. noktaların topraklayıcı üzerinden topraklanmasıdır. Yıldırım düştüğünde oluşan yıldırım akımının tamamı toprağa akamaz. Akımın bir kısmı işletme devresine yönelir. Bu durumda eğer tesisatta iç yıldırımlık parafudr sisteminin bulunması çok önemlidir. Çünkü parafudr sistemi yıldırım sonucu gelen akımı da toprağa yönlendirir. Böylece tesisattaki ana ve tali panolar, devreye bağlı diğer cihazlar ve iletkenlerde hasar oluşumunu önlenir.

Yıldırımdan başka türlü korunma yöntemleri de mevcuttur. Bunlardan bazıları paratoner kullanmak ve Faraday kafesi kullanmak örnek olarak verilebilir.

Topraklama Tipine Göre Dağıtım Şebekeleri

Alçak gerilim şebekeleri uluslararası yönetmeliklere göre üç tipte tanımlanmaktadır.

  • TN Sistem
  • TT Sistem
  • IT Sistem

Buradaki harflerin anlamları vardır. T harfi “Terra” yani toprak anlamında, N harfi nötr, I harfi “Isolation” yani izolasyon anlamındadır. Bunlarında yanında C harfi “Combine” yani birleşik, S harfi ise “Seperate” yani ayrı anlamında gelmektedir. İlk harf güç sisteminin toprağa nasıl bağlı olduğunu gösterir. T harfi topraklamanın direkt yapıldığını ifade ederken, I harfi ise gerilim altındaki aktif kısımların tamamen topraktan yalıtılmış olması ve topraklamanın bir empedans üzerinden yapılmasını ifade eder. İlk harf genelde işletme topraklamasını göstermektedir. İkinci harf ise devredeki veya cihazların aktif olmayan bölümlerinin topraklama durumunu belirtir. Yani koruma topraklamasını ifade eder. Burada yine T harfi doğrudan dirençsiz bir şekilde topraklamayı ifade ederken, N ise topraklanan bölümlerin nötr noktasına bağlandığını ifade eder. Diğer bir deyişle koruma ve işletme topraklamasının birleştirildiğini belirtir.

TN Şebeke Sistemi

TN sistem işletme topraklamasını ifade eder. Alçak gerilim şebekelerinde koruma iletkeni (PE) bulunur. TN sistemlerdeki topraklanan bölümler bu PE iletkenine bağlanır. PE iletkeni ise devrenin nötr noktasına doğrudan bağlanarak topraklanmış olur. TN şebeke tipi de kendi içerisinde üçe ayrılır.

  • TN – C Şebeke Sistemi
  • TN – S Şebeke Sistemi
  • TN – C – S Şebeke Sistemi

TN – C Sistemi

TN-C sisteminde elektrik tesisindeki bütün madeni ve aktif olmayan bölümler ile nötr iletkenleri ortak PEN iletkeni üzerinden birleştirilerek topraklama yapılır.

TN – S Sistemi

TN – S sisteminde elektrik tesisindeki bütün madeni ve aktif olmayan bölümler PE koruma topraklama iletkeni üzerinden işletme topraklamasına bağlanır. Burada nötr hattı ise ayrıdır.

TN – C – S Sistemi

TN – C – S sisteminde elektrik tesisindeki bütün madeni ve aktif olmayan bölümler bir PE koruma topraklama iletkeni ile nötr iletkenleri şebekenin bir bölünde ayrı, bir bölümünde ise ortak bir bağlantıdadır.

TT Şebeke Sistemi

TT şebeke sisteminde koruma ve işletme topraklaması ayrı yapılmaktadır. Elektrik tesisindeki aktif olmayan bölümlerin topraklaması doğrudan topraklama elektroduna (topraklayıcıya) bağlanır. Nötr hattı ise yine doğrudan ayrı olarak topraklama elektroduna bağlanır.

IT Şebeke Sistemi

IT şebeke sisteminde işletme devresinde topraklama yapılmaz. Devrede nötr hattı varsa, topraktan yüksek bir direnç vasıtasıyla izole edilir. Eğer nötr hattı yoksa, bir fazı yüksek bir empedans üzerinden toprakla arasındaki izolasyonu yapılır. Ancak devreye bağlı cihazların gerilim altında olmayan bölümleri yani koruma topraklaması ise topraklayıcıya doğrudan bağlanarak yapılır. Devrenin toprakla olan izolasyonunun kontrolü ise izolasyon kontrol cihazı ile yapılır. Koruma sistemine göre izolasyon hatası olması durumunda devrenin enerjisi kesilebilir. IT şebeke, dağıtım şebekelerinde pek kullanılmaz. Genelde trafo merkezlerinin veya ada modunda çalışan jeneratör sistemlerinde tercih edilir.

Topraklama Neden Yapılır ve Önemi

Topraklama, elektrik tesisatlarında güvenliği sağlamak ve olası arızalarda insan hayatını korumak için yapılır. Topraklama ölçümü, sistemdeki topraklama direncinin uygun seviyede olduğunu belirlemek için yapılır ve bu işlem için genellikle meger ölçüm cihazı kullanılır. Meger topraklama ölçümü, elektrik tesisatlarının güvenliğini doğrulamak için en yaygın yöntemlerden biridir. Özellikle, doğalgaz topraklama ölçümü ve paratoner iletkeni gibi hassas sistemlerde düzenli ölçüm yapılması hayati öneme sahiptir.

Koruma topraklaması ve işletme topraklaması, elektrik tesisatlarında yaygın olarak kullanılan topraklama türlerindendir. Topraklama tesisatları, enerjinin doğru şekilde topraklanmasını sağlar ve bu sistemlerin düzenli topraklama kontrolü ile denetlenmesi gerekir. Topraklama belgesi veya EMO topraklama belgesi, bu kontrollerin uygun şekilde yapıldığını gösterir. Toprak direnci ölçümü, genellikle multimetre ile topraklama ölçümü veya daha gelişmiş cihazlarla yapılır. Bu ölçüm sırasında, sistemde kullanılan grafit elektrot, alüminyum elektrot, ve tungsten elektrot gibi elektrotların durumu önemlidir. Elektrot çeşitleri, toprağın özgül direncine ve tesisin ihtiyaçlarına göre seçilir. Örneğin, grafit elektrot fiyatları, dayanıklılık ve performansa bağlı olarak değişkenlik gösterir.

Topraklama işlemi sırasında kullanılan toprak kablo ve topraklama kabloları, elektrik enerjisinin güvenli bir şekilde toprağa iletilmesini sağlar. Ayrıca, toprak özgül direnci ölçümü, tesisatın bulunduğu bölgenin topraklama performansını değerlendirmek için kritik bir adımdır. Temel topraklama, binaların güvenli enerji bağlantısı için önem taşırken, elektrik tesisatı periyodik kontrol işlemleri bu güvenliği sürekli kılar. Sonuç olarak, topraklama hem tesisat güvenliği hem de insan sağlığını korumak için gereklidir. Topraklama ölçümü yapan firmalar, bu alandaki uzmanlıklarıyla güvenli sistemler oluşturulmasına katkıda bulunur. Düzenli topraklama ölçümleri ve kontrolleri, elektrik sistemlerinin sorunsuz çalışması için temel bir gerekliliktir.

Telefon

Proje ve talepleriniz için: +90 537 398 12 15 (WhatsApp)

E-Posta

Teklif ve Talepleriniz İçin: info@electricistanbul.com

Topraklama Rehberi: Çeşitleri, Malzeme Ölçüleri, Kesit Hesabı ve Yönetmelik Şartları

Topraklama Rehberi: Çeşitleri, Malzeme Ölçüleri, Kesit Hesabı ve Yönetmelik Şartları

Panonun kapağını açtığınızda gövdeye elinizin değdiği ilk an her şeyi belirler. Faz iletkeni yalıtımını yitirip metal gövdeye temas etmişse, o gövde artık gerilim altındadır. İşte bu noktada iki senaryo vardır: ya arıza akımı topraklama üzerinden hızlı ve düşük dirençli bir yol bulup koruma düzenini attırır, ya da o yol yoksa akım sizin bedeniniz üzerinden toprağa geçmeye çalışır. Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği (21.08.2001 tarih, 24500 sayılı Resmî Gazete) alçak gerilimde etkin değeri 50 V‘un üzerindeki gerilimi “tehlikeli gerilim” sayar. Topraklamanın bütün mühendisliği bu eşiğin altında kalmayı garanti etme çabasıdır.

Bu rehber, topraklamanın ne işe yaradığından başlayıp şebeke tiplerine, malzeme ölçülerine, koruma iletkeni kesit hesabına, toprak özdirenci ve topraklama direncine, saha ölçümüne ve sık yapılan hatalara kadar uygulamacının ihtiyaç duyduğu her adımı yönetmelik değerleriyle ele alır.

Topraklama gerçekte hangi işi yapar

Gerilim altındaki bölümler yalıtımla korunur; ama yalıtım delinir, nemlenir, mekanik darbe alır, yaşlanır. Yalıtım kusuru anında metal gövdede bir arıza akımı belirir. Topraklama sistemi bu akıma toprağa doğru düşük dirençli, öngörülebilir bir yol açar ve üç işi aynı anda üstlenir:

  • Otomatik ayırmayı tetikler. Yönetmelik, 50 V a.a. veya 120 V d.a. (dalgacıksız) değerini aşan dokunma geriliminin tehlikeli sürede devrede kalmamasını ister. Topraklama devresi yeterince düşük dirençliyse arıza akımı büyür ve devre kesici ya da artık akım cihazı devreyi keser.
  • Dokunma gerilimini sınırlar. Arıza sürerken bile gövdede kalan gerilim, insanın dokunabileceği sınırların altında tutulur.
  • Potansiyel dengeler. Aynı ortamdaki tüm iletken kütleleri ortak bir referansa bağlayarak aralarındaki gerilim farkını yok eder.

Bu üç işlev, topraklamayı “olsa iyi olur” kategorisinden çıkarıp zorunlu bir güvenlik altyapısı yapar. Şebeke ve tesisatın ana referans standardı olan TS HD 60364 (IEC 60364) serisi de tesisin bütününü bu koruma mantığı üzerine kurar.

Üç amaç: koruma, işletme ve fonksiyon topraklaması

Topraklama türü seçim karar akışı
İşlev netleşince tür kendiliğinden belirlenir; koruma ve işletme aynı barada birleştirilir.

Yönetmelik topraklamayı işlevine göre üçe ayırır ve bu ayrım, saha kararlarını doğrudan belirler:

  • Koruma topraklaması: İnsanları tehlikeli dokunma gerilimlerine karşı korumak için, işletme akım devresinde bulunmayan iletken bölümün (gövde, kabin, metal kanal) topraklanmasıdır. Amaç doğrudan can güvenliğidir.
  • İşletme topraklaması: İşletme akım devresinin bir noktasının normal işletme için topraklanmasıdır. İki biçimde yapılır: dirençsiz (doğrudan) topraklama ve araya ohmik, endüktif veya kapasitif direnç eklenen dirençli topraklama. Bir trafonun yıldız noktasının topraklanması bu gruba girer.
  • Fonksiyon topraklaması: Bir iletişim tesisinin veya işletme elemanının istenen fonksiyonu yerine getirmesi için yapılan topraklamadır; koruma amacı taşımaz.

Koruma ile işletme topraklamasının pratikteki farkları, hangisinin nerede ayrı nerede ortak kurulacağı ayrı bir konudur; ayrıntısı için işletme topraklaması ile koruma topraklaması arasındaki farklar yazısına bakılmalıdır. Trafo tarafındaki topraklama düzeninin kurulumu için de trafo köşklerinde topraklamanın nasıl yapıldığını anlatan yazı ayrıntı verir; bu rehber o konuları tekrar etmez.

Hangi topraklama türü nereye

Bir tesise başlarken “hangi türü kuracağım” sorusu, işlevi net belirleyince kendiliğinden yanıtlanır. Aşağıdaki karar akışı bu ayrımı özetler.

Şebeke tipine göre topraklama: TN, TT, IT

TN, TT ve IT şebeke tiplerinin topraklama karşılaştırması
Üç şebeke tipi farklı koruma stratejisi gerektirir; tip belirlenmeden topraklama tasarlanmaz.

Topraklama düzeninin iskeleti, şebekenin tipiyle belirlenir. Üç ana aile vardır:

TN sistemleri — kaynağın bir noktası (genelde trafo yıldız noktası) doğrudan topraklanır, gövdeler koruma iletkeniyle bu noktaya bağlanır. Üç alt tipi vardır:

  • TN-S: Nötr (N) ve koruma iletkeni (PE) tesisin tamamında ayrıdır. En temiz çözümdür.
  • TN-C-S: Sistemin bir bölümünde nötr ve koruma fonksiyonu birleşik (PEN), bir noktadan sonra ayrılır. Yaygın uygulamadır.
  • TN-C: Nötr ve koruma iletkeni tesisin tamamında birleşiktir (PEN). Artık akım koruması bu yapıda çalışmaz.

TT sistemi — kaynağın bir noktası doğrudan topraklanır, ancak açıktaki iletken bölümler, güç sistemi topraklayıcısından elektriksel olarak bağımsız kendi topraklayıcılarına bağlanır. Bu yapıda koruma büyük ölçüde artık akım cihazına dayanır.

IT sistemi — tüm gerilimli bölümler topraktan ayrılır veya bir noktadan bir empedans üzerinden toprağa bağlanır. İlk arızada süreklilik istenen kritik tesislerde (hastane, süreç tesisi) tercih edilir.

Topraklama sisteminin parçaları

Sistem, birbirine bağlı zincir halkalarından oluşur; en zayıf halka bütün sistemi belirler:

  • Topraklayıcı: Toprakla doğrudan temas eden iletkendir. Yönetmelik üç biçimde tanımlar. Yüzeysel topraklayıcı genel olarak 0,5–1 m derinliğe döşenir; galvanizli şerit, yuvarlak veya örgülü iletken olarak yıldız, halka veya gözlü biçimde uygulanır. Derin topraklayıcı genellikle düşey ve 1 m’den derindir; galvanizli boru veya yuvarlak çubuk kullanılır. Temel topraklayıcı ise binanın temeline gömülür.
  • Topraklama iletkeni: Topraklayıcıyı ana topraklama barasına bağlayan iletkendir.
  • Ana topraklama barası: Her tesiste zorunludur. Topraklama iletkenleri, koruma iletkenleri ve ana potansiyel dengeleme iletkenleri bu baraya toplanır.
  • Koruma iletkeni (PE): İşletme elemanlarını topraklayıcıya ve dengeleme barasına bağlar.
  • PEN iletkeni: Koruma ve nötr fonksiyonunun birleştiği iletkendir.
  • Potansiyel dengeleme iletkenleri: İletken kütleleri ortak referansa çeker.
  • Ayırma düzeneği: Topraklama direncinin ölçülebilmesi için topraklama iletkeninin ayrılmasını sağlayan düzendir. Ulaşılması kolay yerde olmalı, yalnız aletle sökülebilmeli, mekanik dayanımı yeterli ve elektriksel sürekliliği güvenli olmalıdır.

Yeni yapılacak binalarda temel topraklayıcı tesis edilmesi yönetmelikçe zorunludur. Temel topraklayıcı kapalı bir ring olarak, binanın dış duvar temellerine veya temel platformuna, her tarafı betonla kaplanacak şekilde yerleştirilir. Büyük çevreli binalarda alan, enine bağlantılarla 20 m × 20 m’lik gözlere bölünür. En küçük malzeme 30 mm × 3,5 mm çelik şerit veya en az 10 mm çaplı yuvarlak çeliktir. Dilatasyon derzlerinde iletken kesilir, uçlar temel dışına çıkarılır ve esnek bağlantı yapılır; bağlantı yerleri her zaman kontrol edilebilir olmalıdır.

Malzeme ve en küçük ölçüler (EK-A)

Topraklayıcı malzemeleri korozyon ve mekanik dayanım gözetilerek boyutlandırılır. Yönetmeliğin EK-A minimum değerleri şöyledir:

Malzeme / biçimSıcak daldırma galvaniz çelikBakır
Şerit90 mm² kesit, 3 mm kalınlıkçıplak şerit 50 mm², 2 mm kalınlık
Profil90 mm² kesit, 3 mm kalınlık—
Boru25 mm çap, 2 mm et kalınlığı20 mm çap, 2 mm kalınlık
Derin topraklayıcı (yuvarlak çubuk)16 mm çap—
Yüzeysel topraklayıcı (yuvarlak tel/örgülü)10 mm çap25 mm² (örgülüde her tel 1,8 mm)

Topraklama iletkeninin mekanik dayanım ve korozyon bakımından en küçük kesitleri ise malzemeye göre değişir: bakır 16 mm², alüminyum 35 mm², çelik 50 mm². Toprağa döşenen topraklama iletkeni mekanik ve korozyona karşı korunmamışsa en az 25 mm² bakır veya 50 mm² sıcak daldırma galvaniz demir olmalıdır (Çizelge-4a). Ana potansiyel dengeleme iletkeni ise en büyük koruma iletkeni kesitinin 0,5 katı ve en az 6 mm² bakır seçilir (Çizelge-4b).

Koruma iletkeni kesitini nasıl belirlersiniz

Koruma iletkeni (PE) faz iletkeniyle aynı malzemedense, kesit Çizelge-8 kuralıyla bulunur:

  • Ana iletken kesiti S ≤ 16 mm² ise koruma iletkeni S (faz iletkeniyle aynı).
  • 16 < S ≤ 35 mm² ise koruma iletkeni 16 mm².
  • S > 35 mm² ise koruma iletkeni S/2.

Sonuç standart bir kesit değilse bir üst standart kesit kullanılır. Üç sayısal örnek:

  1. Faz iletkeni 25 mm² → 16 < 25 ≤ 35 aralığında → koruma iletkeni 16 mm².
  2. Faz iletkeni 50 mm² → 50 > 35 → S/2 = 25 mm².
  3. Faz iletkeni 95 mm² → 95 > 35 → S/2 = 47,5 mm² → standart kesit olmadığı için bir üst değer 50 mm².

Besleme kablosunun içinde olmayan koruma iletkeni ayrıca döşeniyorsa, mekanik korumalıysa en az 2,5 mm², korumasızsa en az 4 mm² bakır seçilir.

Toprak özdirenci ve topraklama direnci

Topraklama direncini belirleyen iki şey vardır: topraklayıcının geometrisi ve toprağın özdirenci. Toprak özdirenci ρE toprağın cinsine göre çok geniş bir aralıkta değişir:

Toprak türüρE (Ω·m)
Bataklık5–40
Çamur, kil, humus20–200
Kum200–2500
Çakıl2000–3000
Kumtaşı2000–3000
Havanın etkisiyle dağılmış taşçoğunlukla < 1000
Granit gibi kayalaron binlerce

Birkaç metre derinliğe kadar nem değişimi özdirençte geçici ama önemli değişimler yapar; bu yüzden tasarım masa başı tabloyla değil, yerinde ölçmeyle yapılmalıdır. Yayılma direnci RE esas olarak topraklayıcının uzunluğuna, daha az olarak kesitine ve toprak özdirencine bağlıdır. Buradan pratik sonuç şudur: direnci düşürmek için önce elektrot boyunu/derinliğini artırmak, çok elektrotu uygun aralıkla paralellemek ve bağlantı kalitesini güvenceye almak gelir; kesiti büyütmenin dirence katkısı görece küçüktür. Nemli toprak direnci düşürür, kuru-taşlı zemin yükseltir; gerektiğinde toprak iyileştirme malzemeleri kullanılır.

Dokunma ve adım gerilimi, TT’de RA × Ia ≤ 50 V

TT sisteminde RA üst sınırının adım adım hesabı
1666,7 Ω teorik tavandır; mevsimsel nem değişimi payı için tasarımda çok daha düşük hedeflenir.

İki kritik kavram sistem tasarımını yönlendirir. Dokunma gerilimi, topraklama sistemindeki gerilimin insanın eliyle ve ayağıyla köprüleyebileceği bölümüdür — yani topraklanmış bir cihaza dokunulduğunda vücuda uygulanan gerilim. Adım gerilimi ise topraklama geriliminin yaklaşık bir metrelik adım mesafesiyle köprülenen bölümü, iki ayak arasındaki gerilim farkıdır. Topraklama tasarımının amacı, bu iki değeri kabul edilebilir sınırların altında tutmaktır.

TT sisteminde bu güvenlik koşulu somut bir eşitsizliğe indirgenir: RA × Ia ≤ 50 V. Burada RA, topraklayıcının ve açıktaki iletken bölümlerin koruma iletkeninin toplam direncidir; Ia, koruyucu düzenin otomatik çalışmasına sebep olan akımdır. Koruma düzeni bir artık akım cihazıysa Ia, cihazın beyan artık çalıştırma akımı IΔn’dir. Aşağıdaki hesap merdiveni bu mantığı bir örnekle açar.

Dikkat: buradan çıkan üst sınır teorik bir tavan değeridir. Sahada mevsimsel nem değişimi, korozyon ve bağlantı bozulması RA’yı yıl içinde yukarı taşır; bu yüzden tasarımda teorik tavanın çok altı hedeflenir. Bu yüzden tek bir ohm değerine bel bağlamak yerine hedef, koşulun her mevsim sağlanmasıdır.

Saha ölçümü: direnç, özdirenç, dokunma gerilimi

Ölçüm, topraklamanın en çok hata yapılan kısmıdır. Doğru yöntemler:

Topraklama direnci üç noktalı düşme potansiyeli yöntemiyle ölçülür: ölçülen topraklayıcı, akım kazığı (C) ve potansiyel kazığı (P) aynı doğrultuya yerleştirilir; P kazığı topraklayıcı ile C arasındaki mesafenin yaklaşık %62‘sine konur (“%62 kuralı”). Bunun için bir topraklama ölçüm cihazı ve yardımcı kazıklar gerekir. Adi multimetreyle topraklama direnci ölçülemez; yalıtım direnci cihazıyla da karıştırılmamalıdır.

Toprak özdirenci dört kazıklı, eşit aralıklı Wenner yöntemiyle ölçülür. Bağıntı ρ = 2π·a·R’dir; a kazık aralığı (m), R ölçülen dirençtir (Ω). Örneğin a = 5 m ve ölçülen R = 8 Ω için ρ = 2π × 5 × 8 ≈ 251,3 Ω·m bulunur. Bu değer, kum ile kil sınırında bir zemine işaret eder.

Dokunma gerilimi için yönetmelik akım-gerilim ölçme yöntemini kullanmayı zorunlu kılar; hesapta insan vücudu direnci 1 kΩ kabul edilir. Ölçüm raporunda ölçmeyi yapan elektrik mühendisinin adı, ünvanı ve oda kayıt numarası, ölçüm tarihi ile dokunma gerilimleri gösterilir. Ölçüm bir kez yapılıp bırakılacak bir iş değildir: toprak nemi ve bağlantı durumu zamanla değiştiğinden periyodik kontrol ve ölçüm gerekir.

Ölçü transformatörü sekonderinin topraklanması

Ölçü transformatörlerinin sekonder devreleri, sekonder bağlantı uçlarına mümkün olduğunca yakın topraklanır. En küçük kesit 2,5 mm² bakır, mekanik korunmamışsa 4 mm² bakırdır (Ek-F). Sekonder devresinin doğru topraklanması, hem personel güvenliği hem ölçüm doğruluğu açısından kritiktir; çekirdek ve doğruluk sınıfı seçimiyle birlikte ele alınması gereken bu konu için ölçü trafosu bağlantı şeması ve IEC 61869’a göre doğruluk sınıfı yazısı ayrıntı verir.

Topraklama sembolü

Proje ve etiketlerde iki sembol karıştırılmamalıdır: IEC 60417-5017 genel toprak (earth) sembolü, IEC 60417-5019 ise koruma topraklaması (protective earth) sembolüdür. Koruma iletkeni bağlantı noktaları -5019 ile işaretlenir; genel toprak bağlantı noktaları için -5017 kullanılır.

Sahada sık yapılan hatalar

  • Ölçüm ayırma düzeneğinin unutulması: Ayırma düzeneği olmayan tesiste topraklayıcı direnci sağlıklı ölçülemez; tüm paralel yollar ölçüme karışır.
  • Korozyona açık bağlantı: Galvaniz ile bakırın uygunsuz birleştirilmesi ve yalıtımsız gömme, birkaç yılda bağlantı direncini fırlatır.
  • Çok noktadan birbirinden bağımsız topraklama: Ayrı ayrı düşük dirençli görünen ama birbirine bağlanmamış topraklamalar potansiyel farkı yaratır; ana topraklama barasında birleştirme esastır.
  • Yalnız çubuk çakıp temel topraklayıcıyı atlamak: Yeni binada temel topraklayıcı zorunludur; sonradan çubuk eklemek onun yerini tutmaz.
  • Kesit kuralını atlamak: Koruma iletkenini gözle “yeterli” saymak yerine Çizelge-8 ile boyutlandırmak gerekir.
  • Multimetreyle topraklama ölçtüğünü sanmak: Bu ölçüm topraklama ölçüm cihazı ve yardımcı kazıklar olmadan yapılamaz.

Karar özeti: şebeke tipini belirleyin, temel topraklayıcıyı ring olarak kurun, ana topraklama barasını tek toplama noktası yapın, koruma iletkeni kesitini çizelgeyle seçin, ayırma düzeneğini baştan koyun ve topraklamayı topraklama ölçüm cihazıyla, RA × Ia ≤ 50 V koşulunu her mevsim sağlayacak paylı bir hedefle ölçün.


Topraklama tasarımı, kesit hesabı veya saha ölçümü için projenizi mühendis gözüyle değerlendirelim.

📩 topraklama ihtiyaçlarınız için bize ulaşabilirsiniz.

📧 Teklif ve talepleriniz için: info@electricistanbul.com
🌐 WhatsApp: +90 537 398 12 15

Elektrik Makineleri Nedir? Çeşitleri ve Enerji Dönüşümü

Elektrik Makineleri Nelerdir? Enerji Dönüşümü Nasıl Olur?

Elektrik makineleri, motor, generatör gibi hareketli ile transformatörler gibi hareketli olmayan makineler olarak sınıflandırılır. Hareket eden elektrik makineleri, girişlerine uygulanan enerji şekline göre motor veya generatör olarak çalışır. Eğer makinenin girişine elektrik enerjisi verilip, çıkışından mekanik enerji alınıyorsa motor çalışma, girişine mekanik enerji verilip, elektrik enerjisi elde ediliyorsa generatör çalışma olarak adlandılır. Bu iki tip çalışmada elektromekanik dönüşüm vardır. Transformatörlerde bu dönüşüm yoktur çünkü makine girişine elektrik enerjisi verilir, çıkışından da elektrik enerjisi alınır.

Elektrik Makinelerinde Elektromekanik Enerji Dönüşümü

Elektrik makinelerinde enerji dönüşümünün oluşabilmesi için Faraday, Biot-Savart ve Amper yasalarından faydalanılır. Bu yasalar elektrik mühendisliğinin temel yasalarıdır.

Elektrik Makineleri Sınıflandırılması

Hareketsiz Elektrik Makineleri

  • Güç transformatörleri
  • Dağıtım transformatörleri
  • Ölçü transformatörleri
  • Oto transformatörler
  • İzolasyon transformatörleri vb.

Hareketli Elektrik Makineleri

Hareketli elektrik makineleri öteleme (lineer motorlar) ve dönme hareketi yapan makineler olmak üzere ikiye ayrılır. Dönme hareketi yapan elektrik makineleri ise alternatif akım, doğru akım ve özel elektrik makineleri olmak üzere üçe ayrılır.

Alternatif akım makineleri

  • Asenkron makineler
  • Senkron makineler

Doğru akım makineleri

  • Serbest uyarmalı doğru akım makineleri
  • Şönt uyarmalı doğru akım makineleri
  • Seri uyarmalı doğru akım makineleri
  • Karma (kompund) uyarmalı doğru akım makineleri

Özel elektrik makineleri

  • Sabit mıknatıslı (permanent magnet) makineker
  • Servomotorlar vb.
Döner Elektrik Makinelerinde Hava Aralığından Dolayı Sürtünme ve Vantilasyon Kayıpları Olur.

Elektrik Makineleri Kayıplar

Elektrik makineleri enerji dönüşümünü gerçekleştirirken makineye verilen giriş gücü, bazı kayıplara uğrayarak çıkıştan alınır. Çünkü makine yapısında kullanılan demir, bakır, alüminyum vb. malzemelerin yapılarından dolayı kayıplar meydana gelir. Aynı şekilde hareketli elektrik makinelerinde ise ekstra bir de hava boşluğundan kaynaklanan sürtünme kayıpları da mevcuttur. Dolayısıyla elektrik makinelerinde çıkıştan alınan güç tam olarak %100 verimde alınamaz.

Transformatörlerde sadece bakır ve demir kayıpları (boşta ve yükte kayıplar) meydana gelirken (Pk), dönme hareketi yapan makinelerde bu kayıpların yanında sürtünme ve soğutma için harcanan vantilasyon kayıpları da (Pv) da oluşur. Verim, elektrik makinesinden alınan çıkış gücünün (Pç), giriş gücüne (Pg) oranıdır ve yüzde olarak tanımlanır.

Transformatörlerde verim hesabı aşağıdaki formülle yapılır.

    \[P_g=P_ç+P_k\]

    \[Verim=\frac{P_ç}{P_g}\]

Elektrik motorlarında verim hesabı aşağıdaki formülle yapılır.

    \[P_{elek}=P_{mek}+P_k+P_v\]

    \[Verim=\frac{P_{mek}}{P_{elek}}\]

Generatörlerde verim hesabı aşağıdaki formülle yapılır.

    \[P_{mek}=P_{elek}+P_k+P_v\]

    \[Verim=\frac{P_{elek}}{P_{mek}}\]

Elektrik Makineleri: Temelleri, Çeşitleri ve Uygulamaları

Elektrik makineleri, elektrik enerjisinin mekanik enerjiye veya mekanik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesinde kullanılan temel cihazlardır. Temelleri, enerji dönüşümünün çalışma prensiplerini açıklayarak, bu makinelerin çeşitli endüstriyel ve ticari uygulamalar için nasıl kullanıldığını öğretir.

Asenkron ve senkron makineler, en yaygın kullanılan türleridir. Asenkron makineler, genellikle endüstriyel motorlarda tercih edilirken, senkron makineler, jeneratörler ve özel motor uygulamalarında yaygın olarak kullanılır. Doğru akım makineleri, elektrik motorları ve jeneratörler gibi enerji dönüşüm cihazlarının bir diğer önemli grubudur. Bu makinelerin farklı türleri ve kullanım alanları, doğru akım makineleri çeşitleri konusuyla detaylı şekilde incelenir. Pratikte, elektrik bobin sarma makinası veya bobinaj motor sarım makineleri, makinelerinin üretim ve tamir süreçlerinde önemli bir role sahiptir. Örneğin, trafo sarım makineleri, elektrik transformatörlerinin bobinlerinin sarılmasında kullanılırken, bobinaj sarım makinası, motorların sarım işlemleri için idealdir. Bu makineler, elektrik motorlarının ve jeneratörlerin uzun ömürlü ve verimli çalışmasını sağlar. Ayrıca, elektroteknik alanında uzmanlaşmak isteyenler için bu temel bilgiler, mühendislik ve teknik kariyerlerin vazgeçilmez bir parçasıdır. Sonuç olarak, elektromekanik dönüşüm modern teknolojinin temel yapı taşlarından biridir. Teorik bilginin yanı sıra, bobinaj motor sarım makineleri gibi pratik araçlar, bu makinelerin üretim, bakım ve tamir süreçlerinde kritik bir rol oynar. Bu alanda edinilen bilgiler, elektrik enerjisinin etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlar.

Asenkron Motor: Eşdeğer Devre, Moment ve Yol Verme

Asenkron Motor Çalışma Prensibi

Asenkron motor yapısının, en önemli hesaplanması gereken parametreleri moment (tork), hız veya devri, kontrol düzenekleri ve yol verme işlemleridir. Bu bölümde asenkron motor eşdeğer devresi, parametreleri, moment hesabı ve yol verme çeşitleri gösterilecektir.

Asenkron Motor Eşdeğer Devresi

Asenkron motorların çalışma ilkesi ve temel yapısı itibariyle transformatörlere benzediği için eşdeğer devresi transformatörlere çok benzerdir. Makinenin karmaşık yapısında primer ve sekonder sargılarındaki akan akımları, momenti, güç faktörünü, güç değerlerini, kayıpları hesaplamak amacıyla sadece bir fazın modelini çıkarmak ve bunun üzerinde hesaplarını yapmak daha kolaydır. Simetrik yapıya sahip asenkron motorlarda diğer fazlarında aynı modelin varlığı kabul edilerek hesaplamalar yapılır. T tipi ve L tipi olmak üzere iki türlü eşdeğer devre tipi vardır. Hesapların kolay yapılması sebebiyle genelde L tipi eşdeğer devre kullanılır. Asenkron motorların L tipi eşdeğer devresi aşağıdaki gibidir.

Asenkron Motorların L Tipi Eşdeğer Devre Modeli

Burada Vo statora uygulanan gerilimi, I1 stator akımını, Rs stator direncini, Xs stator kaçak reaktansını, Rr rotor direncini, Xr rotor kaçak reaktansını, Im boşta çalışma akımını, Xm manyetik reaktansı, I2 rotor akımını ve E ise rotorda indüklenen akımı temsil etmektedir.

Asenkron motorlarda Im ile gösterilen boşta çalışma akımı, stator ile rotor arasında bulunan ince fakat büyük manyetik direnç gösteren hava aralıklarından dolayı transformatördekinden daha büyüktür. Çünkü transformatörde manyetik direnç gösteren yapı hava değil, silisli saclardan oluşan manyetik nüvedir.

Asenkron Motor Moment Hesabı

Asenkron motorun L tipi eşdeğer devreye göre moment formülü aşağıdaki gibidir.

    \[M\;=\frac{m.p}{2\mathrm{πf}}\frac{R_r^'}s\frac{V_1^2}{Z^2}\]

Buradaki Z ile gösterilen eşdeğer devrenin L tipindeki empendasını ifade ederken, m faz sayısını, p kutup çifti sayısını, V1 ve f statora uygulanan gerilim ve frekansını göstermektedir.

Moment formülüne ve makinenin hızına göre asenkron motorun hız-moment grafiği aşağıdaki şekilde olur.

Asenkron Motorların Hız-Moment Grafiği

Grafiğe bakılacak olursa; motor senkron hızdayken (teoride mümkün olmayan) rotorun hızı sıfırdır. Motorun kalkınması için belli bir kalkış momenti (Mo) vardır. Bu durumda rotor hızı sıfırdır bunu motorun yenmesi gerekir ki motor kalkınsın ve dönmeye başlasın. Motor kalktıktan sonra belli bir hız değerinden sonra veriminin düştüğü görülmektedir. Yani devrilme momentini (Mk) aşmıştır. Makinenin devrilme momentini aşmaması gerekir. Bu durumdaki hızına devrilme hızı (nk), kaymasına ise devrilme kayması (sk) denir. Bu parametrelere göre moment formülünden devrilme momenti hesaplanır. Özetle asenkron motorlarda hız ayarı yapılırken veya yol verilirken kalkış momentini yenmesi ve devrilme momentini aşmaması gerekmektedir.

Asenkron Motorlara Yol Verme İşlemi

Durmakta olan motorun stator sargılarına gerilim uygulandığında rotor hareketsiz olduğundan indüklenen emk sıfırdır. Dolayısıyla ilk anda motorun eşdeğer devresi kısa devre durumundadır ve çekilen akım kısa devre akımıdır. Bu yüksek akımın rotor sargılarında yarattığı kuvvet ile üretilen momente yol verme momenti denir. Rotor bunun etkisiyle dönmeye başlar. Hızın artması ile indüklenen zıt emk artar ve şebeke gerilimine ters yönde olduğundan, başlangıçta çekilen büyük kısa devre akımı yavaş yavaş düşmeye başlar. Motorun miline bağlanmış ve sürülmekte olan herhangi bir iş makinesinin karşıt momenti (frenleyici momenti), motorun kendi ürettiği momente eşit olunca, motor ve iş makinesinden oluşan ikili sabit bir hızda dönmeye devam eder. Bu geçici işleme yol verme işlemi denir.

Sincap Kafesli Asenkron Motorun Bağlantı Kutusu, Rotor ve Stator Yapıları

Yol verme sırasında şebekeden çekilen akımın büyük olması, şebekede geçici ve yüksek gerilim düşümlerinin meydana gelmesine, dolayısıyla gerilim dalgalanmalarına neden olur.  Bu istenmeyen bir durumdur. Bunun yanı sıra bu akım, makine sargılarında yüksek kayıplara sebep olur. Sargı sıcaklığının yükselmesine neden olur ve bu durum motora zarar verebilir. Bu yüzden yol verme işlemini yaparken bu tip durumların göz önünde bulundurulması gerekir. Yol verme işleminde şebekeden çekilen akımın yüksek olmamasına ve yol verme işleminin çok kısa sürede tamamlanması gerekir. Aşağıda asenkron motorlara yol verme işlemlerinden bazıları gösterilmektedir.

  • Oto-transformatör kullanmak
  • Sargı bağlantısında yıldız/üçgen değişimi yapmak
  • Akım sınırlayıcı bir direnç kullanarak yol vermek
  • Derin oluk etkisinden yararlanmak
  • Rotorda çift kafes kullanmak
  • Bileziklere direnç bağlamak
  • Yardımcı bir motor kullanmak
  • Güç elektroniği düzenleri (sürücüler, yumuşak yol vericiler) kullanmak

Bu düzeneklerden en çok güç elektroniği düzenleri yani sürücüler (driver), yumuşak yol vericiler (soft starter) kullanmak ve yıldız üçgen yol vermek işlemleri kullanılır.

Elektrik Motorları: Asenkron Motor Kullanım Alanları

Elektrik motorları, mekanik hareket sağlamak için elektrik enerjisini dönüştüren cihazlardır. Asenkron motor, yaygın olarak kullanılan ve dayanıklı yapısıyla tanınan bir motor türüdür. Özellikle üç fazlı asenkron motor, endüstriyel uygulamalarda enerji verimliliği ve yüksek performans sunar. Bu motorların kontrolü için kullanılan asenkron motor sürücüleri ve asenkron motor sürücü devresi, motor hızını ve torkunu optimize etmek için kritik öneme sahiptir. Asenkron motorlar, hem monofaze asenkron motor gibi tek fazlı uygulamalar için hem de 3 fazlı asenkron motor gibi daha büyük sistemler için mevcuttur. 3 fazlı asenkron motor yıldız üçgen yol verme yöntemi, motorun ilk çalıştırma akımını düşürmek için kullanılan bir tekniktir. Ayrıca, redüktörlü asenkron motor modelleri, ağır yük uygulamalarında torku artırmak için kullanılır. Bunun yanında, kalıcı mıknatıslı senkron motor ve sabit mıknatıslı senkron motor gibi mıknatıslı motorlar, yüksek hassasiyet ve enerji tasarrufu gerektiren uygulamalarda öne çıkar. AC indüksiyon motoru, diğer adıyla indüksiyon motor, asenkron motorlar sınıfında yer alır ve dayanıklı yapısı sayesinde geniş bir kullanım alanına sahiptir.

Asenkron Motor Nedir? Yapısı ve Çalışma Prensibi

Asenkron Motor Nedir, Neden Kullanılır?

Asenkron motorlar, en çok elektrik yükü olarak kullanılan elektrik makinesidir. Hem uygun maliyette üretilmesi hem de fazla bakım gerektirmemesi sebebiyle son derece tercih edilen bir motor tipidir. Bir fazlı ve üç fazlı olarak üretilirler. Bir fazlı asenkron motorlar küçük güçlü olarak çamaşır makinesi, buzdolabı, pompa gibi yapılarda kullanılırken üç fazlı asenkron motorlar ise daha çok endüstriyel tesislerde ve fabrikalarda konveyör sistemlerinde, CNC tezgahlarda vb. uygulamalarda kullanılır. Asenkron motor çalışma prensibi itibariyle kullanımı kolay ve kontrolü güç elektroniği devreleri yardımıyla talep edilen hızlarda ve torkta çalışmaları, kontrolünün çok kolay yapılması vb. gibi avantajları bulunduğundan piyasada en çok kullanılan elektrik makineleridir.

Endüstriyel Tesislerde Asenkron Motor Kullanımı

Asenkron Motor Konstrüksiyonu

Asenkron motor, yapısı itibariyle iki sargıdan oluşur. Bu sargılardan birinin görevi manyetik alanı yaratmak, diğerinin görevi ise hareketi sağlayacak olan kuvveti üretmektir. Bu sebeple dönme hareketini yapacak parçanın (rotorun) daire kesitli olması gerekir. Sabit olan kısım ile dönme hareketi yapan kısım arasına hava aralıkları yerleştirilir. Hava aralığında sarf edilen amper-sarımın küçük olması için, manyetik direnci demirinkinden büyük olan hava aralığının minimum olacak şekilde tasarlanması gerekir. Bunun için de hareketsiz parça (stator) da aynı rotor gibi yine daire kesitli yapılır. Asenkron motor rotor yapılarındaki farklılığa göre ikiye ayrılırlar.

  • Sincap kafes rotorlu asenkron motor
  • Bilezikli rotorlu asenkron motor

Sincap Kafes Rotorlu Asenkron Motor Çalışma Prensibi

Kısa devre çubuklu asenkron motor olarak da adlandırılır. Rotor silindirindeki açılan oluklara yerleştirilen sargılar, silindirin her iki ucundan kısa devre edilirler. Kısa devre edilmesinden dolayı bu sargılardan bir akım akar ve manyetik alanın etkisiyle Biot-Savart yasası gereği iletkene dik bir kuvvet etki eder. Böylece rotor dönmeye başlar.

Uçları Kısa Devre Edilmiş Sincap Kafes Yapısı

Bilezikli Rotorlu Asenkron Motor Çalışma Prensibi

Bilezikli rotorlu asenkron motorun rotor kısmına, statorda olduğu gibi üç fazlı sargılar yerleştirilir. Sargı uçları, fırça ve bilezikler yardımıyla harici olarak enerji verilmek üzere motor gövdesinde yer alan bağlantı kutusuna çıkarılır. Bileziklerin üzerine karbon fırçalar yerleştirilir. Böylece sargılar dış devreyle bağlantı kurulması sağlanır. Üzerinden geçecek akımın şiddetine göre karbon fırçalar farklı alaşımlardan yapılabilir.

Bilezikli Rotorlu Asenkron Motor Yapısı

Asenkron Motor Çalışma Prensibi

Asenkron motor çalışma prensibi gereği, ilk hareketini yapması elektromanyetik ilkelere dayanır. Statora alternatif gerilim uygulandığında, stator sargılarından bir akım akar ve bu akım bir alternatif manyetik döner alan ve akısı yaratır. Döner alanın meydana getirdiği manyetik akı çizgileri makinenin çevresinde döner. Döner manyetik alan hızına senkron hız denir. Senkron makinelerde rotor hızı, döner alanın yarattığı senkron hızda dönerken, asenkron makinelerde rotor bu hızdan farklı bir hızda dönmektedir. Bu yüzden bu makinelere asenkron makineler denir. Frekans ve makinenin kutup sayısıyla senkron hızı belirler. Elektrik makinelerinde senkron hız formülü aşağıdaki gibidir.

    \[n_s=\frac{60f}p\]

Bu formülde Ns senkron hızı tanımlarken, f frekansı ve p ise elektrik makinesinin (generatör, alternatör, motor) kutup çifti (2 kutuplu makinenin kutup çifti sayısı p, 1 olur) sayısını belirtmektedir.

Döner manyetik alan senkron hızla, kısa devre edilmiş, durmakta olan rotor iletken düzlemlerinden geçerek rotor akımlarını indükler. İndükleme sonucunda oluşan kuvvetler ise, rotorun dönme hareketine başlamasına ve zamanla hızlanmasına neden olur. Rotor, Biot-savart yasası gereği kendisine etkiyen kuvvetlerin yardımıyla büyük bir ivme ile kalkar ve hızlanır. Bu kalkış esnasında, statora gerilim verildiği anda, henüz rotor duruyor iken makine bir transformatör gibi çalışır. Bu esnada makinenin transformatörden tek farkı, sekonder sargıların her iki tarafındaki manyetik devrenin birer hava aralığı ile stator manyetik devresine bağlı olmasıdır. Transformatörlerde hatırlanacağı gibi primer ve sekonder devre bir nüve (çekirdek) ile manyetik olarak birbirlerine bağlı idi.

Bu esnada asenkron motorun stator sargılarında şebeke gerilimi ve frekansı varken, rotor sargılarında ise çevirme oranından kaynaklı daha indüklenmiş daha düşük gerilim vardır fakat frekans aynıdır. Bu değişme oranı bilezikli rotorlu asenkron motorlarda yaklaşık olarak bir civarındadır. Bu andan itibaren hızlanan rotor ile döner alan arasında arasındaki hız farkı azalmaya başlar. Dönmekte olan manyetik alan vektörü, rotorun iletken düzlemlerinden birim zaman içerisinde daha az geçmeye başlar. Dolayısıyla rotorda indüklenen gerilim azalır ve akım küçülür. Rotora etkiyen kuvvet de küçülür. Bu sırada ivmelenme devam ederken rotorun oluşturduğu dönme kuvveti, karşıt kuvvet olan yataklardaki sürtünme kuvveti ile hava ile olan sürtünme kuvvetleriyle eşit olduğunda ivme sıfırlanır ve motor sürekli aynı hızda dönmeye devam eder. Asenkron motor çalışma prensibi bu şekilde özetlenebilir.

Sincap Kafesli İndüksiyon Motorunun İç Yapısı

Rotor hızı dengeye ulaştığında senkron hıza yakın bir değerde ama daha düşük bir hızda dönmektedir. Rotor hızıyla döner alan hızı arasındaki fark çok küçüktür. Rotor hiçbir zaman kendiliğinden döner alan hızına erişemez. Erişse bile, döner alan vektörü rotor iletken düzlemlerinin içinden geçemez ve dolayısıyla rotor sargılarında bir gerilim indüklenemez ve kuvvet üretemez. Ancak dışarıdan bir ekstra tahrik ile döndürülürse bu hızı aşabilir, o zaman da zaten generatör modunda çalışıyor demektir.

Asenkron Makinelerde Kayma

Döner elektrik makinelerinde kayma deyimi çok önemlidir. Makinenin çalışma yapısını belirler. Elektrik makinelerin çalışabilmesi için alternatif döner manyetik alana, dolayısıyla manyetik akıya ihtiyacı vardır. Üç fazlı döner elektrik makinelerinde stator sargılarındaki döner manyetik alan hızı (yani senkron hızı) ile rotor hızının arasındaki farkın, senkron hıza göre oranı kayma değerini verir ve “s” ile gösterilir. Formülü aşağıdaki gibidir.

    \[s=\frac{n_s-n}{n_s}\]

Kayma değerine bağlı olarak aşağıdaki tabloda asenkron makinelerin çalışma şekilleri gösterilmiştir.

nsnsÇalışma Şekli
nsn0Motor Çalışma
nsn>nss<0Generatör Çalışma
-nsns>1Fren Çalışma
nsn=nss=0Boşta Çalışma
nsn=0s=1Transformatör Çalışma

İlk harekete geçme esnasında, rotor hareketsiz iken asenkron makine sekonderi kısa devre olan bir transformatör gibi çalışır. Hareket başladıktan sonra, sürekli çalışma noktasına ulaşıncaya kadar çalışma şekli motor çalışmadır. Çünkü bu durumda elektrik enerjisi şebekeden çekilir ve  mekanik enerjiye dönüştürülür. Rotor hızının hiçbir şekilde kendiliğinden senkron hıza erişemeyeceğinden, erişse bile o anda rotor sargısında gerilim değerinin sıfır olacağından makine bir güç üretmeyecektir ve boşta çalışacaktır. Senkron hıza kendiliğinden erişemeyen rotorun dışarıdan bir kuvvet yardımıyla senkron hızı aşması durumu ise generatör çalışma modudur. Çünkü artık makinenin girişinde harici mekanik güç verilirken, çıkışından elektrik enerjisi alınmaktadır. Motor çalışan bir makinenin döner alanın saat ibresi yönünde döndüğü ve sargılarına verilen üç fazlı akımların R,S,T sırası ile bağlı olduğu kabul edilsin. Bu durumda rotorun dönüş yönü, döner alanın dönüş yönündedir. Fazların sıralamasında iki fazın yerini değiştirilirse (örneğin R,T,S gibi) makineye hakim olan döner alanın yönü değişir. Rotor döner alana uyarak yavaşlamaya başlar ve frenlenmiş olur. Bu geçici duruma da fren çalışma modu adı verilir. Eğer makinenin faz sırası R,T,S olarak bırakılırsa, önce yavaşlar, sonra kısa bir süreliğine durur. Daha sonra ters yönde dönmeye başlar. Sürekli çalışma noktasına kadar hızlanır, bu noktaya geldiğinde motor olarak sürekli çalışmaya devam eder.

Elektrik Motorları: Asenkron Motor Kullanım Alanları

Elektrik motorları, mekanik hareket sağlamak için elektrik enerjisini dönüştüren cihazlardır. Asenkron motor, yaygın olarak kullanılan ve dayanıklı yapısıyla tanınan bir motor türüdür. Özellikle üç fazlı asenkron motor, endüstriyel uygulamalarda enerji verimliliği ve yüksek performans sunar. Bu motorların kontrolü için kullanılan asenkron motor sürücüleri ve asenkron motor sürücü devresi, motor hızını ve torkunu optimize etmek için kritik öneme sahiptir. Asenkron motorlar, hem monofaze asenkron motor gibi tek fazlı uygulamalar için hem de 3 fazlı asenkron motor gibi daha büyük sistemler için mevcuttur. 3 fazlı asenkron motor yıldız üçgen yol verme yöntemi, motorun ilk çalıştırma akımını düşürmek için kullanılan bir tekniktir. Ayrıca, redüktörlü asenkron motor modelleri, ağır yük uygulamalarında torku artırmak için kullanılır. Bunun yanında, kalıcı mıknatıslı senkron motor ve sabit mıknatıslı senkron motor gibi mıknatıslı motorlar, yüksek hassasiyet ve enerji tasarrufu gerektiren uygulamalarda öne çıkar. AC indüksiyon motoru, diğer adıyla indüksiyon motor, asenkron motorlar sınıfında yer alır ve dayanıklı yapısı sayesinde geniş bir kullanım alanına sahiptir.

ASENKRON GENERATÖRLER

ASENKRON GENERATÖRLER

Asenkron generatörler, genelde rüzgar santrallerinde kullanılan elektrik makinelerdir. Aslında asenkron makinenin yapısı değişmez, sadece motor veya generatör işletmesinde kullanılma durumuna göre ayrılır.

Asenkron Makinelerde Kayma Faktörü

Asenkron makinelerde kayma faktörü “s” ile gösterilir ve formülü aşağıdaki hesaplanır. Burada Ns senkron hızı, Nr ise rotor hızını belirtmektedir.

    \[s=\frac{n_s-n_r}{n_s}\]

Asenkron makinenin motor işletmesindeki devir sayısı, senkron hızın altında olduğu için kayma 0-1 arasında pozitif bir değer alır. Ancak rotor hızı senkron hızın üzerine çıkarsa kayma sıfırdan küçük bir değer alır.  Teorik olarak rotor hızı senkron hızı aşamayacağından, makine dışarıdan ek bir tahrik mekanik enerji ile döndürülüyor anlamına gelir. Asenkron makineye dışarıdan tahrik verilir, mekanik enerji elektrik enerjisine dönüştürülür. Bu da generatör modunda çalışmayı tanımlamaktadır.

Asenkron Generatörlerin Reaktif Güç İhtiyacı

Generatör çalışmada, eş değer devrede rotorda indüklenen emk, kaymanın negatif olmasından dolayı negatif değer alır. Bu nedenle gerilimin ürettiği akımın yönü, asenkron motor işletmesindeki yönün zıt yönünde olur. Rotorda akan akımın biri reel, diğer imajiner olmak üzere iki bileşeni vardır. Reel bileşen aktif gücü, imajiner bileşen reaktif gücü temsil eder. Motor işletmesinden, dışarıdan bir tahrik ile asenkron generatör çalışma moduna geçen makinenin aktif gücü temsil eden akımın yönü değişir. Generatör işletmesinin gereği dışarıya aktif güç verir. Ancak, reaktif gücü temsil eden akım, motor çalışmada olduğu gibi şebekeden makineye akmaya devam etmektedir. Bunun anlamı şudur; asenkron makine motor değil de generatör modunda bile çalışsa bile, reaktif güç çekmektedir. Asenkron generatör, makinenin mıknatıslanması için gerekli duyulan reaktif gücü mutlaka bir yerden almak zorundadır. Bu kaynak, paralel bağlı olduğu şebekeden alabilir. Özetle, asenkron generatörler, şebekeden reaktif güç çeker, ancak karşılığında aktif güç verirler. Bu mıknatıslanma akımı, anma akımının yaklaşık %20-30’u mertebesindedir ve bu değer ihmal edilemeyecek kadar büyüktür. Fakat elektrik makinelerinde mıknatıslanma, döner manyetik alan ve akı oluşturması için transformatörlerde ve senkron generatörlerde bu değer %1 mertebelerindedir.

Asenkron generatörlerde rotor akımı şebekeye doğru iken, mıknatıslanma akımı rotora doğrudur. Mıknatıslanma akımı, rotorda indüklenen emk’dan 90 derece geri fazdadır. Rotor akımı ve mıknatıslanma akımı 180 derece zıt yöndedir. Bu durum güç faktörünü düşürür, bu da indüklenen çıkış geriliminin düşmesine neden olur.  Çünkü yük akımının amper-sarım ile mıknatıslanma akımının amper sarımı zıt yönde oluşmaktadır. Bu da toplam amper-sarımı düşürdüğünden çıkış gerilimini düşürür.

Asenkron generatörler, şebekeye bağlanması için önemli birkaç durum vardır. Hem şebekenin hem de asenkron generatörün frekansı ve faz sıraları aynı olması gerekir. Eğer aynı olmazsa, makine motor gibi çalışabilir. Tahrik sisteminin zıt yönüne dönme riski oluşabilir ve hasar verici durumlar ortaya çıkabilir.

Asenkron Generatörlerin Direkt Şebekeye (a) veya Direkt Yüke Bağlandığı Modeller

Şebekenin Olmadığı Durumlarda Asenkron Generatörler Reaktif Güç İhtiyacını Nasıl Karşılar?

Asenkron generatörler şebekeye bağlanmadan da tek başına bir yük besleyebilir. Buradaki sorun, ekstra mıknatıslanma akımı için reaktif gücü nereden alacağıdır. Çünkü makinenin mıknatıslanma akımı çekeceği bir şebeke yoktur. Bu tip durumlarda ekstra kondansatör grupları kullanılır. Herhangi bir şebeke yoktur ve kondansatör (kapasitör) grubunun akım verebilmesi için ekstra bir gerilime ihtiyaç vardır. Bu iki şekilde karşılanabilir. Asenkron makinenin içerisindeki kalıcı mıknatıslıktan elde edilebilecek kalıcı gerilimle olabilir. Bu değer anma gerilimin %3-5’i mertebesinde olup, mıknatıslanma akımı için kondansatör gruplarına yeterli gerilim değer vermesine sebep olabilir. Diğer bir yöntem ise yüke ve stator uçlarına paralel bağlanan kondansatör grupları, kondansatörlerin sığasından oluşan empedansın büyüklüğüne göre, kondansatör uçlarından bir akım akıtacaktır. Bu akım, stator sargılarından geçerek bir amper-sarım yaratır. Artan amper-sarım, mıknatıslanma akımını, bu da tekrar stator uçlarındaki gerilimi artaracaktır. Bu şekilde stator uçlarında anma gerilime kadar devam eder. Böylece kendi kendine uyarma ile asenkron generatör, anma gerilimini elde etmiş olur. Asenkron generatöre bağlanacak kondansatör grubunun hesabı ve seçimi çok önemlidir.

Asenkron Generatörlerin Rüzgarin Türbiniyle Tahrik Sistemi

Asenkron Generatörlerin Kullanım Alanları

Mekanik anlamda sağlam, maliyeti düşük, yapısı daha küçük olmasından dolayı rüzgar santrallerinde kullanılır. Her şekilde nerede kullanılırsa kullanılsın, şebekeden veya bir kondansatör grubundan da olsa reaktif gücün bir şekilde karşılanması gerekir.

Elektrik Motorları: Asenkron ve Senkron Motorların Çalışma Prensipleri ve Kullanım Alanları

Elektrik motorları, mekanik hareket sağlamak için elektrik enerjisini dönüştüren cihazlardır. Asenkron motor, yaygın olarak kullanılan ve dayanıklı yapısıyla tanınan bir motor türüdür. Özellikle üç fazlı asenkron motor, endüstriyel uygulamalarda enerji verimliliği ve yüksek performans sunar. Bu motorların kontrolü için kullanılan asenkron motor sürücüleri ve asenkron motor sürücü devresi, motor hızını ve torkunu optimize etmek için kritik öneme sahiptir. Asenkron motorlar, hem monofaze asenkron motor gibi tek fazlı uygulamalar için hem de 3 fazlı asenkron motor gibi daha büyük sistemler için mevcuttur. 3 fazlı asenkron motor yıldız üçgen yol verme yöntemi, motorun ilk çalıştırma akımını düşürmek için kullanılan bir tekniktir. Ayrıca, redüktörlü asenkron motor modelleri, ağır yük uygulamalarında torku artırmak için kullanılır. Bunun yanında, kalıcı mıknatıslı senkron motor ve sabit mıknatıslı senkron motor gibi mıknatıslı motorlar, yüksek hassasiyet ve enerji tasarrufu gerektiren uygulamalarda öne çıkar. AC indüksiyon motoru, diğer adıyla indüksiyon motor, asenkron motorlar sınıfında yer alır ve dayanıklı yapısı sayesinde geniş bir kullanım alanına sahiptir.

Motor üreticileri arasında Siemens asenkron motor ve Gamak asenkron motor, güvenilirliği ve performansıyla öne çıkar. 1 kW asenkron motor veya 3 kW asenkron motor gibi farklı güç kapasiteleri, çeşitli ihtiyaçlara göre seçilebilir. Asenkron motor fiyat aralıkları, motorun gücüne, faz sayısına ve özelliklerine göre değişiklik gösterir. Örneğin, monofaze asenkron motor fiyatları genellikle küçük ölçekli uygulamalarda uygun maliyetli bir çözüm sunar. Servo motor kullanım alanları, robotik, hassas hareket kontrolü ve otomasyon gibi ileri teknoloji gerektiren alanları içerir. Bu motorlar, özellikle kontrol hassasiyeti açısından diğer motor türlerinden ayrılır. Sonuç olarak, asenkron motorlar, sağlamlık ve maliyet açısından avantajlı iken, kalıcı mıknatıslı senkron motorlaryüksek verimlilik ve hassasiyet sunar. Elektrik motorlarının uygun şekilde seçilmesi ve sürülmesi, enerji verimliliğini ve performansı artırarak birçok endüstride verimliliği optimize eder.

Artık elektrik ve elektronik sektöründe teklif talebi bırakmak sadece 1 dakika! Talep formunu doldur, talebini gönder, en uygun tedarikçilerle eşleşin!

Elektrik ve Elektronik İle İlgili Ürün Veya Proje, Keşif, Taahhüt Hizmet İhtiyaçlarınız İçin Yeni Nesil Çözüm Platformu Elektraverse, sizlere en uygun tedarikçileri buluyor.

Elektraverse, elektrik, elektronik ve enerji sektörüne özel olarak geliştirilen, yapay zeka destekli dijital tedarik platformudur. Talebinizi ücretsiz olarak talep formunu doldurarak oluşturun, sistemimiz ihtiyaçlarınızı analiz ederek sizi en uygun tedarikçilerle otomatik olarak eşleştirsin. 

İhtiyacınız olan talebinizi ücretsiz olarak gönderin, en uygun ürün veya hizmet tedarikçileriyle eşleşin!

SENKRON MOTOR NEDİR?

SENKRON MOTOR NEDİR?

Elektrik enerjisini, mekanik enerjiye dönüştüren elektrik makinelerine elektrik motorları denir. Senkron devirle dönen motorlara senkron motorlar adı verilir. Senkron motor yapısında döner manyetik alan hızı ile rotor hızı aynı hızda, yani senkron hızda döner. Elektrik makinesinin içerisinde döner manyetik alan oluşur. Bu alan, senkron devirde döner. Rotorda aynı hızda dönüyorsa, senkron elektrik makinesi motor işletmesinde çalışıyor demektir.

Senkron motorlar, elektrik enerjisini mekanik enerjisine çeviren senkron elektrik makinelerdir. Frekans ve makinenin kutup sayısıyla senkron hızı belirler. Elektrik makinelerinde senkron hız formülü aşağıdaki gibidir.

    \[n_s=\frac{60f}p\]

Bu formülde Ns senkron hızı tanımlarken, f frekansı ve p ise elektrik makinesinin (generatör, alternatör, motor) kutup çifti (2 kutuplu makinenin kutup çifti sayısı p, 1 olur) sayısını belirtmektedir.

Senkron Motorların Çalışma Prensibi

Senkron motorlar, yükün değeri değişse bile rotor devir sayısı sabit kalır. Bu hız da döner manyetik alanın hızıdır. Yapısı senkron generatör (alternatör) ile aynıdır.

Senkron generatörlerde uyarma akımı rotora doğru akım (DC) ile yapılırken, senkron motorların rotorları da DC akım ile beslenir; ek olarak statorları ise alternatif akım (AC) ile beslenir. Bu durumda oluşan döner manyetik ve akımla Biot-Savart yasasına göre rotor iletkenlerine bir kuvvet etki eder. Statorun yarattığı dönen manyetik alanın yarı periyodu tamamlandığında, stator kutuplarının polaritesi değişir. Bu nedenle rotora uygulanan momentin yönü saat yönünün tersine dönerken, statorun dönen alanı hala saat yönünde dönmeye devam eder. Bu nedenle bir tur tamamlandığında, rotoru etkileyen ortalama moment sıfır olur. Özetle, rotor ilk yarı periyotta saat yönünde, ikinci yarı periyotta ise saat yönünün tersine dönmeye çalışır. Senkron motorlar, asenkron motorlar gibi kendi kendine yol alamaz. Rotor senkron hızda döndüğünden, sargıları döner manyetik alan tarafında kesilmez ve bu sargılarda bir gerilim indüklenmez. Asenkron motorlarda ise bilindiği gibi rotor ile döner manyetik alanın devir hızı farklı olduğundan manyetik alan, rotor sargılarını farklı bir açıda keser ve rotor sargılarında gerilim indükler, akım akmasını sağlar. Bu da asenkron motorun rotorunu döndürür. Senkron motorda rotorda akım akmasını sağlamak için dışarıdan yol verme yöntemleri uygulanır.

Senkron Motorun Yapısı

Senkron Motorlara Yol Verme Yöntemleri

Yardımcı motor kullanarak yol verme; mile dışarıdan mekanik bir tahrik ile ilk yol verme bir motor ile sağlanır. Bu motor  bir DC motor veya asenkron motor olabilir. Senkron motorun hızı istenilen seviyeye ulaştığında sistemden yardımcı motor çıkartılır.

Senkron motorlara asenkron yol verme; her senkron elektrik makinelerin yapısında söndürüm (amörtisör) sargıları bulunur. Bu sargıların uçları kısa devre edilmiştir. Motorun rotor bölümüne bir sincap kafes yerleştirilip, kısa devre edilir. Statora gerilim uygulandığında sincak kafes kısmı sayesinde kısa devre edilmiş söndürüm sargılarından akım geçer, rotor dönmeye başlar ve hızlanır. Motorun yol alma akımı uyarma sargılarından geçtiği için ve akım büyük değerlerde olduğu için kesinlikle bir dirençle akımın sınırlandırılması gerekir. Yoksa uyarma sargıları, bu yüksek akımdan dolayı zarar görür.

Senkron Motorlarda Söndürüm (Amörtisör) Sargıları

Frekans değiştirerek yol verme; motorun stator sargılarına (endüvi sargıları) uygulanan gerilimin frekansı değiştirilerek senkron motorun döner alan hızı sıfırdan senkron hıza çıkarılır. Döner alanın frekansı değiştiği, rotorda gerilim indüklenecek ve bir akım akacaktır. Bu sayede rotor dönmeye başlayacaktır.

Senkron Motorların Kullanım Alanları

Senkron motorlar hem büyük hem de küçük güçlü uygulamalarda kullanılmaktadır. Bunlardan en çok kararlılığı yüksek, düşük güçlü sabit hızın gerekli olduğu uygulamalarda kullanılır. Aynı şekilde büyük güç gerektiren mekanik uygulamalarda da tercih edilir. Çünkü genelde büyük güçlü motorlar, senkron motorlar olarak seçilir.  Ayrıca kompanzasyon sistemi olarak kullanılır. Elektrik devrelerinin, güç sistemlerinin güç katsayısının düzeltilmesinde yaygın olarak tercih edilir.

Elektrik Motorları: Asenkron ve Senkron Motorların Çalışma Prensipleri ve Kullanım Alanları

Elektrik motorları, mekanik hareket sağlamak için elektrik enerjisini dönüştüren cihazlardır. Asenkron motor, yaygın olarak kullanılan ve dayanıklı yapısıyla tanınan bir motor türüdür. Özellikle üç fazlı asenkron motor, endüstriyel uygulamalarda enerji verimliliği ve yüksek performans sunar. Bu motorların kontrolü için kullanılan asenkron motor sürücüleri ve asenkron motor sürücü devresi, motor hızını ve torkunu optimize etmek için kritik öneme sahiptir. Asenkron motorlar, hem monofaze asenkron motor gibi tek fazlı uygulamalar için hem de 3 fazlı asenkron motor gibi daha büyük sistemler için mevcuttur. 3 fazlı asenkron motor yıldız üçgen yol verme yöntemi, motorun ilk çalıştırma akımını düşürmek için kullanılan bir tekniktir. Ayrıca, redüktörlü asenkron motor modelleri, ağır yük uygulamalarında torku artırmak için kullanılır. Bunun yanında, kalıcı mıknatıslı senkron motor ve sabit mıknatıslı senkron motor gibi mıknatıslı motorlar, yüksek hassasiyet ve enerji tasarrufu gerektiren uygulamalarda öne çıkar. AC indüksiyon motoru, diğer adıyla indüksiyon motor, asenkron motorlar sınıfında yer alır ve dayanıklı yapısı sayesinde geniş bir kullanım alanına sahiptir.

Senkron Jeneratör (Alternatör) Nedir? Yapısı ve Çalışması

SENKRON JENERATÖR NEDİR?

Senkron generatörler, alternatör olarak da adlandırılan, elektrik üretiminde en çok kullanılan elektrik makinelerinden biridir. Elektrik makinelerinde, transformatörlerin dışında senkron makineler ile asenkron makineler bulunmaktadır. Manyetik döner alanın oluşumu makinen çalışma prensibini belirler. Senkron ve asenkron makinelerin çalışması manyetik döner alana bağlıdır. Bu iki tip makinede de hem rotor hem de stator denen yapılar bulunmaktadır. Senkron makinelerde rotor hızı, döner alanın yarattığı senkron hızda dönerken, asenkron makinelerde rotor bu hızdan farklı bir hızda dönmektedir.

Senkron generatörler veya alternatörler, mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren senkron elektrik makinelerdir. Frekans ve makinenin kutup sayısıyla senkron hızı belirler. Elektrik makinelerinde senkron hız formülü aşağıdaki gibidir.

    \[n_s=\frac{60f}p\]

Bu formülde Ns senkron hızı tanımlarken, f frekansı ve p ise elektrik makinesinin (generatör, alternatör, motor) kutup çifti (2 kutuplu makinenin kutup çifti sayısı p, 1 olur) sayısını belirtmektedir.

Senkron Jeneratör Yapısı

Senkron generatörlerde kutup sargıları rotorda bulunmaktadır. Rotor, makinenin hareketli kısmıdır. Sonuçta bu kısım, döner manyetik alanı oluşturan bölümdür. Kutup sargıları, düzgün bir doğru manyetik alan oluşturmak için doğru akımla beslenir. Böylece makinenin hava aralığında zamanla değişmeyen ve sabit bir büyüklüğe sahip manyetik bir alan meydana gelir. Bu manyetik alan, rotorun harici bir tahrik cihazı tarafından döndürülmesi sonucu statora yerleştirilmiş üç fazlı sargı düzlemlerini farklı açılarda geçer ve stator sargılarında bir gerilim indükler. Bu indüklenen gerilim değişken, yani alternatif (AC) gerilimdir. Burada çıkarılacak en önemli sonuç, makineye bir tahrik yardımıyla rotoru döndürüldüğünde (yani mekanik enerji verildiğinde), statorundan elektrik enerjisi elde etmemizdir. Stator sargı düzlemlerinden geçen ve sargıyı kesen manyetik akının düzleme dik olan normal ekseni ile yaptığı açı 0-360 derece arasında değiştiğinden, alternatif akım elde edilmektedir. Senkron generatörün (alternatörün) Statorda bulunan sargılara endüvi sargısı, rotordaki sargılara ise kutup sargıları denir. Makinenin duran bölümü endüvi kısmı olduğundan elektrik enerjisi buradan başka bir dış devreye aktarılırken ekstra fırça veya bilezik gibi bir aksesuara ihtiyaç duyulmaz. Stator kısmı hareketsiz olduğundan izole edilmesi ve soğutulması daha kolaydır. Ayrıca bu sargılar, santrifüj (merkezkaç) etkiden etkilenmediği için ekstra bir önlem almaya gerek duyulmaz. Senkron generatörlerde ek olarak söndürüm (amörtisör) sargıları bulunur. Bu sargılar, eğer makine motor işletmesinde kullanılıyorsa, moment salınımlarını sönümler ve asenkron olarak yol almasını sağlar.

Senkron Generatörlerin Stator ve Rotor Sargıları

İki tip senkron generatör (alternatör) tipi bulunur.

  • Yuvarlak rotorlu senkron generatör
  • Çıkık kutuplu senkron generatör

Yuvarlak (Silindirik) Rotorlu Senkron Jeneratör (Alternatör)

Turbo alternatörler olarak da adlandırılır. Stator ve rotor arasındaki hava aralığı makinenin her yerinde aynıdır. Diğer alternatör tiplerine göre çapı daha dar, boyu daha uzundur. DC enerji vermek için rotordaki kutup sargılarının uçları, rotor milindeki bileziklere bağlıdır. Genelde iki veya dört kutuplu olarak üretilirler. Orta büyüklükteki üretim santrallerinde (kojenerasyon, dizel jeneratörler vb.) kullanılır.

Çıkık Kutuplu Senkron Jeneratörler (Alternatör)

Yuvarlak rotorlu senkron generatörlere istinaden, rotorun yapısı gereği, stator ve rotor arasındaki hava aralığı değişkendir. Hidroelektrik gibi mekanik tahriki düşük devirli uygulamalarda kullanılır. Diğer alternatör tiplerine göre çapı daha geniş, boyu daha kısadır. Santrifüj etkiden dolayı çok gürültülü bir makine olup, genelde büyük güçteki elektrik santrallerinde kullanılır.

Çıkık Kutuplu (Solda) ve Silindirik Rotorlu (Sağda) Senkron Generatörler

Senkron Jeneratörlerde Hesaplamalar ve Kullanım Alanları

Senkron generatörlerde indüklenen gerilim, moment vb. hesaplar, yükün dirençli (omik), endüktif veya kapasitif özelliklerine göre farklılık gösterir. Yuvarlak rotorlu senkron generatörlerde, endülenen gerilimi, momenti veya çıkış gücünün hesabı için genellikle eşdeğer devreler veya fazör diyagramlar yardımıyla yapılır. Ancak çıkık kutuplu senkron generatörlerde, eşdeğer devreler belirli bir noktaya kadar kullanılır ve bu nedenle fazör diyagramların kullanılmasında daha çok fayda vardır.

Senkron generatörler (alternatörler), hem güç hem de yapı olarak elektrik makinelerinin en büyük olanlarıdır. Genelde elektrik üretiminde kullanılır ancak bazı durumlarda, eğer büyük güçte bir mekanik enerji istenirse, senkron motor olarak da kullanılmaktadır. Ortalama 2000 MVA değerine kadar bir alternatör, elektrik gücü üretebilmektedir.

Senkron Jeneratörler ve Alternatörler: Çalışma Prensipleri ve Kullanım Alanları

Senkron jeneratörler, elektrik enerjisinin üretiminde yaygın olarak kullanılan makinelerdir. Senkron jeneratör, rotoru sabit bir hızda dönen ve çıkış gerilimi frekansı bu hızla senkronize olan bir elektrik makinesidir. Senkron alternatörolarak da adlandırılan bu cihazlar, genellikle elektrik santrallerinde ve büyük enerji sistemlerinde kullanılır. Alternatörler ise, mekanik enerjiyi elektrik enerjisine çeviren makinelerdir. Alternatör görevi, döner hareketi AC (alternatif akım) enerjisine dönüştürmektir. Alternatör nedir? sorusuna yanıt olarak, elektrik enerjisi üretiminde kullanılan temel bir cihaz denebilir. Özellikle mıknatıslı alternatör ve sabit mıknatıslı alternatör çeşitleri, yüksek verimlilik sunar. 

Otomotiv sektöründe kullanılan alternatör otomotiv modelleri, araçların elektrik sistemi için enerji sağlar. Bu tür alternatörler, aracın aküsünü şarj eder ve elektrikli cihazlarına güç sağlar. Alternatör nedir araba? sorusu, araçlarda enerji üretiminin bu cihazlar tarafından sağlandığını açıklamaktadır. Dizel jeneratör sistemleri, genellikle senkron jeneratör ile birleştirilerek güvenilir bir yedek enerji kaynağı sağlar. PM alternatör (Permanent Magnet) modelleri, sabit mıknatıs kullanarak daha az enerji kaybı sunar ve bu da enerji verimliliğini artırır. Sonuç olarak, senkron jeneratör ve alternatörler, hem enerji üretiminde hem de yedek enerji çözümlerinde önemli bir role sahiptir. Çeşitli güç kapasitelerine sahip modeller, ev tipi kullanımdan endüstriyel uygulamalara kadar geniş bir kullanım yelpazesi sunar.

« Older posts Newer posts »